Yıllardır büyük bir "kâbus" gibi sunulan ve "iç" korkuların canlı tutulması için kullanılan "Kürdistan" fiilen kurulmuştu. Önceki gün, bölgedeki iki büyük aşiretin ortak bir siyasi yapı içine girmeleri ve hükümet kurmalarıyla "resmen" bir adım daha atıldı.
Şu anda Kürdistan, Irak'ın "federe" yapısı içinde yer alıyor. Ancak Irak'ın durumu belli. Şiiler, Sünni Araplar hem birbirleriyle hem de işgal kuvvetleriyle savaşıyor. "Devlet düzeni"nin hiçbir unsuru bulunmuyor.
Buna karşılık Kuzey Irak'ta hem siyasi hem ekonomik açıdan kurumlaşma yolunda çok hızlı adımlar atılıyor.
Kürdistan hükümetinin kuruluş törenine Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri özel temsilcisinin katılmasının da açık bir siyasi anlamı vardır. Uluslararası toplum bu oluşuma olumlu bakıyor.
Bölgedeki Kürt nüfusun büyük bölümü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşıyor ve Türk vatandaşı. Kürt kökenli Türk vatandaşlarının önemli kesiminin de Kuzey Irak Kürtleri ile aşiret ilişkileri bulunuyor.
Bu aşamadan sonra ortada iki olasılık vardır: Ya Türkiye Kuzey Irak'taki Kürtler için asıl "çekim merkezi" olacaktır ya da Kuzey Irak'taki Kürdistan, Türk vatandaşı Kürtler için "çekim merkezi" olacaktır.
Önce siyasi irade
Türkiye açısından cevap üzerine bir tartışma olamaz. Kürdistan'ın güneyinde "düşman"lar bulunuyor, kuzeyinde ise aynı kökenden insanların da yaşadığı güçlü ve büyük bir ülke. Dolayısıyla Türkiye'nin asıl çekim merkezi olmasının en temel koşulları bulunuyor.
Eksik olansa, "siyasi irade" ve "güven"dir. Türkiye, Kuzey Irak'ta yuvalanmış olan PKK güçleri konusunda Kürt liderlerden açık bir tavır bekliyor. Şu ana kadar ne Barzani ne de Talabani tarafından açık ve net bir tavır alındı. Buna rağmen Türkiye ile Kuzey Irak arasındaki insani, toplumsal ve ekonomik ilişkilerde önemli gelişmeler de görülüyor. Bu ilişkilerin daha sıcak aşamalara yönlendirilmesi, "güven" yolunda temel altyapıyı oluşturacaktır.
Kuzey Irak'taki Kürdistan'ın, Türkiye'nin küçük ve "güvenilir kardeşi" olması, Türkiye'nin de Kürdistan'ın dünyaya açılma kapısı olan "güvenilir ağabey" olması bölgede yaşayan 100 milyon insanın geleceğinin güvencesi olacaktır. Üstelik ağabey Türkiye'nin Avrupa Birliği içinde yerini alması herkes için ortak bir vizyon olmalıdır, olabilir.
İnsanların geleceğini dar siyasi takıntılar içine hapsetmeye kimsenin hakkı yoktur.
Kürdistan... Sonra?
Yıllardır büyük bir "kâbus" gibi sunulan ve "iç" korkuların canlı tutulması için kullanılan "Kürdistan" fiilen kurulmuştu. Önceki gün, bölgedeki iki büyük aşiretin ortak bir siyasi yapı içine girmeleri ve hükümet kurmalarıyla "resmen" bir adım daha atıldı
Haberin Devamı

