Kulak ve telekulak

VATAN'ın haberiyle gün ışığına çıkan telefon izleme olayı kurcalandıkça gerçek boyutlar ortaya çıkıyor

Haberin Devamı

VATAN'ın haberiyle gün ışığına çıkan telefon izleme olayı kurcalandıkça gerçek boyutlar ortaya çıkıyor.

Gerçek boyut şuymuş: Telefon ve her türlü haberleşme, "kitabına uydurularak" ve son derece yaygın şekilde izleniyormuş.

Son birkaç yıldır gazetelere yansıyan türlü çeşitli telefon kayıtlarına bakılınca, bu imkânı sadece Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) kullanmadığı da anlaşılıyor.

MİT'in böyle izlemeler için gerekli teknolojik yapıya sahip olması ve dinleme imkânını tümüyle keyfi, siyasi olmayan ve hukuki gerekçeleri açık şekilde kullanması doğaldır.

* Doğal olmayan, her teknolojik altyapıyı kuran birimin böyle bir izleme imkânına sahip olması.

Gizli dinlemenin hukuki altyapısı ileri ülkelerde de çok uzun tartışmalar sonucu oluşmuştur. Buna göre gizli dinleme ve izleme için hukuki gerekçelerin sağlam olması şarttır.

* Yani izlemeyi yapacak kamu birimi yargıya talebini çok açık şekilde yapacak, izlemenin nedeni ve sınırları çok açık olarak belirtilecek ve buna göre yargıdan onay alınacaktır.

Türkiye'de de mevzuat belli ve bu süreci öngörüyor. Ancak her konuda başvurduğumuz "esnetme" yeteneğimiz böyle açık bir hukuki durumda da ortaya çıkıyor.

O irade var mı?
En ileri yasaları yapmak, bunları Meclis'te kabul edip Resmi Gazete'de yayınlamak yermiyor. Bu yasalara uyma, gerçekten uyma iradesinin öncelikle kamunun her kesiminde egemen olması gerekiyor.

* Devlet her zaman güçlüdür. Ve yasalar sadece vatandaş için değil, devletin gücünü kullanmasının sınırlarını belirlemek için vardır. Yasalar, devletin gücünü kullanmasının sınırlarını çizer ve bu sınırlar her zaman vatandaşın korunmasını sağlar.

Gizli dinlemenin, bugünkü teknolojik düzeyde çok kolaylaşmış olması tabii ki her zaman birileri için çekici bir durum.

* Bu çekiciliğe rağmen devlet kendini sınırlayabiliyor ve her türlü keyfiliği önleyecek bir şekilde çalışıyorsa, onun adı "demokratik hukuk devleti"dir.

Diğerinin adı belli. Ve Türkiye'nin bugünkü sancıları sonuçta dönüp dolaşıp aynı noktaya, birinden diğerine geçiş sıkıntılarına dayanıyor.

Kabinede revizyon
Hükümette değişiklik uzun süredir bekleniyordu. Böyle bir değişikliğin hükümete gerçekten taze kan katması, "yorgunluk" işaretlerini giderecek bir imkân olarak kullanılması bekleniyordu.

Ancak Başbakan Erdoğan bunu yapmadı, küçük bir "revizyon" ile yetindi.

* Başbakan için bu konudaki güçlüğün AKP'nin çeşitli kanatları arasındaki hassas dengeden kaynaklandığı biliniyor.

Bir parti liderinin, başbakanın bu dengeleri hesaba katması doğaldır. Ancak kendisini bu dengeler içine hapsettiği takdirde yönettiği örgütlerin, parti ve hükümetlerin de aynı dengeler içinde hapis kalmasına yol açar.

Hükümetteki küçük değişikliğe bu açıdan bakıldığında iyimser yorum yapmak zorlaşıyor.

DİĞER YENİ YAZILAR