Küçülün, küçülün!

CHP'de "tasfiye" başladı. Stalin dönemi komünist partileri kongrelerini aratmayacak bir kongre ile başkanlığını güvence altına alan Baykal ilk olarak üç milletvekilini partiden attı

Haberin Devamı

CHP'de "tasfiye" başladı. Stalin dönemi komünist partileri kongrelerini aratmayacak bir kongre ile başkanlığını güvence altına alan Baykal ilk olarak üç milletvekilini partiden attı.

Üç milletvekili de yargı yoluna gideceklerini söylediler. Gerçi Baykal yönetimi Kemal Derviş'i ve onun yanında açıkça yer alan milletvekillerini ihraca kalkışmıyor. Hatta alenen bayrak açan Şişli Belediye Başkanı Sarıgül için de bir işlem yaptırmıyor.

CHP'de bu sahneler, İsmet inönü'nün "ortanın solundayız" dediği ve Bülent Ecevit'i öne çıkardığı günlerden beri tekrarlanıp duruyor. Kırk yıl önce yaşananlar, dönüp dolaşıp kırk yıl sonra tekrar yaşanıyor.

CHP şu anda iktidar alternatifi bir siyasi parti konumunda değildir. 1957'de iktidar alternatifiydi, yüzde 41,1 oranında oy alarak seçimi DP'ye kaybetti.

1973'te Ecevit-Erbakan koalisyonu ile iktidar olabildi. 1977'de tarihinin en yüksek oy oranına, yüzde 41,4'e ulaştı, ama iktidar olabilmesi için yine transfer gerekti.

Parti sizin olsun da...
1973'te Erbakan ile iktidar olan CHP, 1977'de çirkin bir transfer operasyonuyla iktidar, daha doğrusu hükümet oldu. 1991'de SHP yüzde 20 oy aldı ve Demirel ile birlikte iktidara geldi. 1999'da Ecevit'in DSP'si MHP ve ANAP ile birlikte iktidar oldu.

* CHP "Karaoğlan Ecevit" ile 1977'de ulaştığı 41,4'e ne SHP olarak ne de DSP olarak, bir daha yaklaşamadı bile. En düşük nokta da Deniz Baykal'ın 1999'da aldığı yüzde 9'dur.

CHP, 2002 genel ve 2004 yerel seçimlerinde yüzde 19'un üzerinde sonuçlarda kaldı. İktidar alternatifi tek parti olarak, yani AKP'ye güvenmeyenlerin oy vermesi gereken parti olarak yine yüzde 20'ye ulaşamadı. Yani AKP'den çekinen, kuşkulananlar bile tek alternatif olan Baykal'ın CHP'sine oy vermediler.

* Sürekli ekonomik krizler yaşanan; çalışan ve dar gelirli kitlelerin ekonomik durumunun sürekli bozulduğu ve ufukta bir düzelme işareti görülmediği, demokrasi sorunlarını çözmeye çalışan bir ülkede bir sol ya da sosyal demokrat partinin yüzde 20'lik bir ağırlığa bile ulaşamaması hazinden öte bir durumdur. Ülke açısından dram, partinin başındakiler açısından ise trajedidir.

CHP bir sonraki seçime de, yolda budana budana, çok daha küçülmüş olarak, son ağırlıklarını da kaybetmiş olarak gitmeye adaydır. CHP yönetimi bunda bir sakınca görmemektedir. "Küçük olsun benim olsun" gibi en ilkel bir mülkiyet ve iktidar duygusuyla yönetilen bir partiye halkın güvenmesini beklemek tamamen hayaldir.

Küçülün sosyal demokratlar, küçülün, sonra da sokaklara çıkıp suçlu arayın!

DİĞER YENİ YAZILAR