Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde seçimlere üç gün kaldı. Süre daraldıkça, taraflar daha açık konuşmaya başladı.
Kıbrıs'ta siyasi parti çok, toplam nüfus 200 bin ve 7 siyasi parti yarışa katılıyor. Aslında bu partiler de ikiye ayrılmış durumda: Çözüm ve Avrupa Birliği yolunun tutulmasını isteyenler, mevcut durumun devam etmesini ve Türkiye ile Kıbrıs Türklerine Avrupa yolunun kapanmasını isteyenler.
Üç gün sonra oy kullanacak olan Kıbrıslı Türkler bu kadar net bir ayrımla karşı karşıyadır.
Denktaş kuşkusuz adada mevcut durumun devam etmesinin kendi çıkarlarına olduğunu düşünen kesimin desteğini alacaktır. Türkiye'den Denktaş'ı destekleyenler ise en "muhafazakâr" kesimler ve belli yerlere yakın görünmek isteyenlerdir.
AKP hükümeti ise, neden çekindiği anlaşılamamakla birlikte ve oldukça çekingen bir havayla Denktaş'ın yanında yer almaktadır.
Onlar AB'ye...
Pazar günkü seçimden Denktaş'ı ve bugünkü yapının değişmemesini savunanlar galip çıktığı andan itibaren Avrupa Birliği yollarının büyük ölçüde tıkanması kaçınılmaz olacaktır.
Türkiye'nin Avrupa Birliği yolu tıkanacak, ama Kıbrıslı Türklerin yolu tıkanmayacaktır. Gerçekten Kıbrıslı olan Türkler, "Kıbrıs Cumhuriyeti" kimliklerini ve pasaportlarını alacak, Avrupa Birliği'ne tek tek gireceklerdir.
İki taraflı geçişler açıldığı için de Adadaki toplum ve iş hayatı fiilen iç içe geçmeye başlayacaktır. 1974 öncesinde olduğu gibi, karışık evlilikler olacak, insanlar ortak iş yapacak, birbirleri için çalışacaktır.
Bu, bugünkü Kıbrıs Cumhuriyeti'nin hakimi olan Rumların fiilen bütün Adaya hakim olması anlamına gelmektedir. Kıbrıs Türk toplumu ise, Avrupa Birliği sınırları içinde yer alan demokratik bir ülkenin "azınlık" hakları olmayan, sadece bireysel hakları olan vatandaşları olacaklardır.
Bu, Kıbrıs Rum yönetiminin "Berlin Duvarı" stratejisinin başarıya ulaşması anlamına gelmektedir. Güney'de dünyanın tanıdığı yasal bir yönetim olacak, Kuzey'de ise vatandaşı bile kalmamış, sadece Türk askerine dayanan, ama kimsenin dinlemediği bir yönetim olacaktır.
İki gelişmenin, bu süreci önleyebilmesi ve değiştirebilmesi mümkündür. Birincisi pazar günkü seçimden Annan Planını görüşme temeli kabul ederek yeni bir yapılanma öngören partilerin galip çıkmasıdır.
İkincisi ise Kıbrıs'ın bazı köşelerinde bombalar patlaması ve adanın tekrar bir savaş alanı haline getirilmesidir. Çıkarı bozulacak olanların bu yöntemlere başvurması bile mümkündür.
Küçük adadaki çağdışı yönetim, Türkiye'nin ve kendi vatandaşlarının geleceğini engelleyerek ayakta durmaya devam etmek istemektedir. Son on yıl buna benzer yönetimlerin tarihin dışına atılmasının sayısız örnekleriyle doludur. Kıbrıs'ta kurulmuş ve belli çıkarlara dayanan sistemin son direniş noktası bu pazar günkü seçimlerdir.
Küçük seçimin sonuçları çok büyük olacaktır.
Küçük seçimin büyük sonuçları
Kıbrıs'ta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde seçimlere üç gün kaldı. Süre daraldıkça, taraflar daha açık konuşmaya başladı
Haberin Devamı

