Stockholm
Orhan Pamuk’a kitap imzalatmak için o uzun kuyruğa girmiş birkaç kişiyle ayaküstü konuşuyoruz. Daha önce birkaç kitabını okumuşlar, yenilerini alıyorlar ve görüşlerini, tabii övgülerini söylüyorlar.
Türkiye ya da Türk edebiyatı dendiğinde “başka kimi tanırsınız” sorusuna yaşlıların verdiği tek bir cevap var: Yaşar Kemal. Gençler arasında da Yaşar Kemal’i bilenler var. Başka bir isim? Başka isim yok. O kadar. Nobel ödüllü Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal.
Buradan bakınca, değişik kişilerle konuşunca, çok farklı bakış açıları olduğu görülüyor. Dünyaya Türkiye’den, gözlerini kısarak, korkarak ve çekinerek bakmakla dünyaya dünyadan bakmak, ister Türkiye’de ol ister başka bir ülkede, çok fark ediyor.
Bir İsveçli bir diğerine Yaşar Kemal’i anlatıyor, Kürt olduğunu söylediği için bazı sorunlar yaşadığını biliyor ve bakışlarıyla bize soruyor. Onaylıyoruz.
Peki Nobel Edebiyat Ödülü’nü Yaşar Kemal alsaydı, dünyaya kendi küçük köylerinin küçücük penceresinden bakanlar ne diyecekti? Kürt olduğu için, Kürt sorunuyla ilgilendiği için, solcu, sosyalist ya da komünist olduğu için aldı... mı diyeceklerdi?
Bilgiye, akla, sanata saygı temel niteliklerinden olan bir toplumla, bilgiden korkan, sanattan çekinen, yazardan kuşkulanan bir toplum arasındaki fark böyle durumlarda fena halde ortaya çıkıyor.
Üstelik kişi başına gelir ile de çıkıyor, ölümlü trafik kazalarının sayısıyla da çıkıyor, sokak çocukları trajedisiyle de çıkıyor...
Blair ve Pinter...
Orhan Pamuk anlattı. Geçen yıl aynı ödülü alan aykırı İngiliz yazar Harold Pinter’la konuşmuş. Hatırlanacaktır, Pinter ödülü kabul konuşmasında baştan aşağıya İngiliz siyasilere, özellikle de Tony Blair’e “giydirmiş” ti. Ödül haberini alır almaz Pinter’ı telefonla kutlamış olan Blair, bu konuşmanın ardından da Pinter’a ilginç bir mektup yazmış.
Bizim Cumhurbaşkanımız, ilk kez Nobel ödülü alan bir Türk’ü kutlayamadı. Başbakanımız “tebrik ederim” dışında bir şey söyleyemedi. Solcusu, sağcısı, milliyetçisi, İslamcısı bir araya geldi ve Orhan Pamuk’u linç girişiminde bulundu. Dünyaya kendi küçük köyünün küçücük penceresinden bakmaya devam edip olup biteni anlamaya çalışanlar bir kez daha aynı dramatik durumu yaşadı.
Böylelerine tek bir tavsiyemiz var: Pencereniz küçükse değiştirin, dünyaya daha büyük pencerelerden bakmaya çalışın, küçük köyünüzün küçük korkularıyla dünyadan saklanmayın, dünyadan korkmayın, yazandan okuyandan hiç korkmayın...
Orhan Pamuk’u da okuyun, Yaşar Kemal’i de okuyun, Necip Fazıl’ı da okuyun... O küçük pencerelerin büyüdüğünü göreceksiniz.
Orhan Pamuk bugün ödülünü İsveç Kralı’nın elinden alacak. Bütün dünya da onu izleyecek. Bunu, o küçücük pencerelerden bakarak görmek mümkün değildir. Pencerenizi büyütün, dünyayı daha iyi görecek, yıldızları daha iyi sayabileceksiniz.
Küçük pencereleri büyütün
Orhan Pamuk’a kitap imzalatmak için o uzun kuyruğa girmiş birkaç kişiyle ayaküstü konuşuyoruz
Haberin Devamı

