Parlamenter demokratik sistemde muhalefetteki siyasi partilerin, hükümetin başarısızlığı üzerine "siyasi taktik" oluşturmaları, siyasi rant elde etmeye çalışmaları oyunun bir parçasıdır.
Ancak bu tür taktiklerin yapılamayacağı alanlar vardır. Bunlar da bütün halkın temel çıkarlarıyla ilgili konulardır. Bu alanlarda siyasi rant hesapları, küçük hesaplarla "bozucu" siyasetler izlemek sonuçta herkese zarar verir.
Türkiye'nin Kürt meselesi ve bu meselenin çözümünün önündeki en büyük engel olan terör meselesi de bu alanların başında geliyor.
Bu büyük meselede bugün gelinen noktada "sınır ötesi operasyon" tartışması en güncel konu oldu. Hükümet sözcülerinin, Başbakan'ın "sabır" açıklamaları da bir çözüm değil, tam tersine, düğüm yaratan adımlardır.
Türkiye'nin Kuzey Irak'ta askeri operasyon yapması aslında bugünün konusu değildir, birinci Körfez Savaşı günlerine kadar gidiyor. Bugün ne konuşuluyorsa, on beş yıl önce de benzer şeyler konuşulmuştu.
Türkiye'nin PKK'ya yönelik güçlü bir askeri operasyona girişmesini isteyenler, bunun için ortam yaratanlar şu anda örnek olarak İsrail'i gösteriyor.
İsrail hem Filistin'de hem Lübnan'da çok kapsamlı operasyonlarla radikal İslamcı örgütleri geriletmeye çalışıyor. Bu operasyonların sorunu çözmeyeceği, ancak bu örgütlerin askeri güçlerinin geçici olarak kırılacağı da bilinmektedir.
Bu kritik ortamda Kuzey Irak'ta, yani bugün fiilen "Kürdistan" olan topraklarda yapılacak bir operasyonun sonuçlarını kuşkusuz siyasiler, diplomatlar, askerler iyi hesaplamaktadır. Böyle bir operasyonun riskleri bilinmiyor olsa, zaten bu iş çoktan yapılırdı.
Bugünkü bölgesel koşullarda AKP hükümetinin, Başbakan'ın "sabır edebiyatı" yapması iki yanı keskin bir kılıç gibidir. Nitekim Türkiye'nin bölgedeki rolü ile ilgili büyük hayaller içinde olanlar bir yanda, radikal milliyetçi cephenin kör kışkırtmaları diğer yanda çalışmaya devam ediyor.
Böyle hassas bir ortamda ana muhalefet partisinin de hükümeti "dış operasyon" konusunda köşeye sıkıştırma hesabı içinde olması belki bugün CHP'ye sağ kesimden sempati getirir; ama Türkiye'nin bölgede kurması gereken gerçek etkinliğe zarar verir.
* "Bak İsrail nasıl yapıyor, biz de gidip cezalarını verelim" mantığı en basit popülist tavrın bugünkü ifadesidir. Bunun üzerinden siyasi rant peşinde koşanlar da Türkiye'yi affedilemeyecekleri bir şekilde yanlışa sürüklediklerini görmelidir.

