Siyasilerin, iktidarlarının ilk dönemlerinde çok sık kullandıkları formüllerden biri "bu sorunu kucağımızda bulduk" şeklindedir. Yani, kendilerinden önceki dönemde yapılanlar bu sorunu içinden zor çıkılır hale getirmiş ve eski iktidar yeni iktidarın kucağına, ona hissettirmeden havale etmiştir.
Son olarak aynı söz İmar Bankası tartışmasıyla ilgili olarak söylenir oldu. En yetkili kişiler birbirlerini savunurken yine "İmar Bankası sorununu kucağımızda bulduk" ifadesini kullandılar.
Önce şunu bilmek gerekiyor: Hiçbir yeni iktidarın bir sorunu "kucağında bulması" mümkün değildir. Gazeteleri okuyan, ülkedeki gelişmeleri, dünyadaki eğilimleri izleyen herkes ilerde doğabilecek sorunların kaynakları görebilir.
İmar Bankası için de bu böyledir. Bu banka ve bağlı olduğu grupla ilgili soru işaretleri yıllardır ilgili çevrelerde dolaşmaktadır, gazetelerde yazılıp çizilmektedir.
Türkiye'de üç yıl önce ciddi bir mali kriz başlamıştır, çok daha güçlü olduğu düşünülen bankalar bile bu krize dayanamamıştır.
Bu krizi izleyen herkes, İmar Bankası gibi kendine özgü bir şekilde yönetilen bankada da sorun beklemek zorundadır. Yönetim, yönetmek budur. Ve bunun için devletin denetim ve teftiş kurumları vardır.
Saddam bulundu ama...
İmar Bankası'nın uzun süredir mali hileler yaptığı, yıllardır söylenti halinde dolaşırken sonunda açık olarak ortaya çıkmıştır ve sahipleri çok ağır suçlamalarla karşı karşıyadır.
Devletin çalışmasına izin verdiği, gazete ve televizyonlarda sürekli olarak reklamları, duyuruları yayınlanan bir bankaya tasarrufunu emanet eden vatandaşın bir fatura ödemesi gerçek devlet anlayışına uymaz.
"Bu sorun bizden önce vardı, sonunda bizim kucağımıza kaldı" mantığıyla da herhangi bir sorun çözülmez.
İmar Bankası sorunu, bundan önceki hükümet ve yöneticilerin yanlışları ne olursa olsun, bugünkü hükümetin, bugünkü yönetimin çözmek zorunda olduğu bir sorundur. Bundan önce ihmali görülenlerin hesap vermesini sağlamak da bugünkü yönetimin sorunudur.
Varolan sorunları bilmeden, ilerde doğabilecek sorunları hissetmeden iktidara talip olmak fazlasıyla "bize özgü" bir davranıştır. İktidara talip olup halktan bu konuda onay aldıktan sonra "biz bu kadar ciddi sorunlar olduğunu bilmiyorduk" deme hakkı sadece bizim ülkemizde kullanılan bir mazeret türüdür.
Bu arada şunu da hatırlayalım: Saddam Hüseyin bile yakalandı, ama Uzanlar'ın izleri hâlâ bulunamadı. Bu "bulunamama" hali uzadıkça da insanların aklına "Acaba bunları koruyan birileri mi var" sorusu çok kolaylıkla gelir. Buna cevap vermesi gereken, yine bugünkü yönetimdir.
Kucakta bulunan sorunlar
Siyasilerin, iktidarlarının ilk dönemlerinde çok sık kullandıkları formüllerden biri "bu sorunu kucağımızda bulduk" şeklindedir
Haberin Devamı

