Haberin Devamı
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bir süredir gerilimi azaltmak için girişimlerde bulunuyor. Gül, bir süre önce Meclis’te bulunan bütün siyasi partilerin genel başkanlarıyla, küçük büyük ayırımı yapmadan görüştü.
Gül’ün görüşmelerinin, krizin üst düzeyde çözümüne belki önemli bir katkısı olmaz, çünkü krizin kaynağında AKP’ye açılan kapatma davası bulunuyor.
Asıl belirleyici, davanın sonucu olacaktır. Tabii bu arada DTP’nin kapatılması davasının sonucu da gerilimi artıracak ya da azaltacaktır.
Cumhurbaşkanı Gül, kendisinden önceki Cumhurbaşkanı Sezer’in hiçbir şeye karışmayıp uzaktan izlemeye, sadece “hukukçu” gözüyle yasama denetimi yapmaya dayalı anlayışından farklı bir görev anlayışına sahip olduğunu daha önce de göstermişti.
Gül’ün bu kez de Meclis’teki bütün siyasi parti genel başkanlarını bir yemekte, aynı masanın etrafında toplaması kendisi açısından ciddi bir girişimdir. Siyasal gerilimin, en azından kamuoyundaki yansımalarının aşağıya çekilmesine katkısı olabilir.
Cumhurbaşkanı’nın sofrasında bütün siyasi parti genel başkanlarının yan yana görünmesi, krizlerden sıkılmış, bunalmış halkın gözünde “demek ki oluyormuş” iyimserliği yaratabilir.
Dün, CHP Genel Başkanı Baykal’ın davete katılmayacağı duyuruldu. Bu tavrın halkta yaratacağı izlenimi, kararı verenler herhalde göze almışlardır.
Baykal’ın duyurulan bu tavrı Gül’ü Cumhurbaşkanı olarak tanımama tavrının bir devamıdır. Ama bu da bir “yarım” tanımama tavrıdır. Ve gerekçesi de açıklanmış değildir.
Gül ile sadece “Türkiye’nin temel meseleleri” söz konusu olduğunda görüşebileceğini belirten Baykal, eğer Gül’ü Cumhurbaşkanı olarak tanımıyorsa bu görüşmeleri de yapmamalıdır.
“Türkiye’nin temel meselelerinde” Cumhurbaşkanı olarak tanıdığı Abdullah Gül’ü, gerilimi düşürme amaçlı bir buluşma söz konusu olduğunda tanımayan Baykal, kendi kendisiyle çelişiyor. Bu tavrına göre Baykal, şu anda ülkeyi germeye devam eden siyasi krizi de demek ki “Türkiye’nin temel meselesi” olarak görmüyor.
Abdullah Gül kurallara uygun olarak, hatta zorlanmış kurallara da uygun olarak Cumhurbaşkanı seçildi. Gül’ün siyasi geçmişi ve “türban” konusu dolayısıyla tanımayan bir siyasi parti, önce o seçimin neden meşru olmadığını açıklamalı, ondan sonra da gereğini yapmalıdır.
Baykal AKP konusunda en sert ve tepkili kesimdeki gerilimi yüksek tutarak dar bir destekle siyaset yapma anlayışını terk etmek niyetinde değil. Bu siyasetin ne kadar desteği olduğunu da yine sandık gösterecektir.

