Avrupa Birliği'nin siyasi ve idari işleyişini en iyi bilen insanlar Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin Türkiye ziyaretinin tek bir anlamı olduğunu belirtiyorlar: Avrupa Birliği için Türkiye'nin adaylığı ciddidir, Türkiye'nin oyalanması söz konusu değildir ve bundan sonra belirleyici olacak olan, Türkiye'nin atacağı son adımlardır.
* Batı'ya kuşkucu yaklaşanlar Avrupa Birliği'nin Türkiye konusunda hiçbir zaman samimi olmadığını, Türkiye'nin hiçbir zaman üye olarak alınmayacağını söylediler, söylemeye devam ediyorlar.
* Prodi'nin AB'nin bütün üst kadrosuyla birlikte Türkiye'ye yaptığı ziyaretin içeriği bellidir. AB heyeti, Türkiye'nin samimiyetine bakacaktır. Türkiye, AB'nin temel ilkelerine uyum açısından çok önemli yasal adımlar atmıştır. Ancak herkesin bildiği gerçek de "uygulama"dır. Türkiye'nin AB standartlarında bir toplumsal ve hukuk yaşamına ulaşmasını hazmedemeyen kesimler açıkça karşı çıkmamakta ama bin dereden su getirmeye devam etmektedir.
Kağıt üzerinde çok önemli ilerlemeler sağlanmıştır, ama bunların hayata geçirilmesinde de önemli eksiklerimiz vardır. Ancak ırmak akmaktadır ve ırmağın akışını tersine çevirmek mümkün değildir. Direnenler ancak, her zaman yaptıkları gibi Türkiye'ye zaman kaybettirecekler, ama tarihin gelişimini durduramayacaklardır.
İki mesele...
Türkiye'nin, "uygulama" dışında tamamlaması gereken iki mesele kalmıştır. Bunlardan biri Kıbrıs, diğeri de son anayasa paketidir.
* Kıbrıs meselesine 30 yıl öncesinin yargılarıyla bakanlar yine engelleme peşindedirler. Eğer Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs Cumhuriyeti olarak AB üyesi olacağı 1 Mayıs'a kadar ilerleme sağlanamazsa Türkiye'nin çok daha zor durumda kalacağını görmeyenler olabilir, ancak bunların direnişini kıracak olan da, yine güçlü bir siyasi irade ve kamuoyu desteğidir.
* Son anayasa değişiklikleri ise CHP muhalefetini aşabilmiş değildir. CHP bu paketin içinde milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasının da yer almasını istemektedir. Bu kuşkusuz haklı bir istektir, ancak AB ile son adımlar aşamasına gelindiği zaman bu konunun bir gerekçe olarak kullanılmasını haklı görmek mümkün değildir.
Romano Prodi'nin Türkiye ziyareti, Avrupa konusunda en kötümser yaklaşıma sahip olanlara ciddi bir cevaptır. Ama Türkiye'nin kaderini belirleyecek olan eninde sonunda yine Türkiye'dir.
Kötümserlere cevap
Avrupa Birliği'nin siyasi ve idari işleyişini en iyi bilen insanlar Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin Türkiye ziyaretinin tek bir anlamı olduğunu belirtiyorlar
Haberin Devamı

