Korkutma siyasetleri

Haberin Devamı

İki taraf da kendi pozisyonunu güçlendirmek için “korkutma” siyasetleri izliyor.

AKP’nin korkutma siyasetinin teması şu:

“Eğer bizim uygulamalarımızı laiklik açısından eleştirirsen demokrasi düşmanı olursun.”

AKP karşıtlarının korkutma teması da şu:

“Eğer demokrasi konusunda fazla hassasiyet gösterirsen AKP’ye destek olursun.”

İki tarafın merkezleri de korkutma politikalarını aynı şekilde sürdürüyor.

Bu politikaların iki tarafa da faydası, saflarını daha da katılaştırmak, farklı düşüncelerle “kafalarının karışmasını” önlemektir.

Böylece ortada kalanlar; AKP’nin uygulamalarını eleştirenler de, her sorunun çözümünün demokrasi içinde aranması gerektiğini söyleyenler de susmaya zorlanıyor.

***


AKP’nin kendi içinden bir cumhurbaşkanı istemesi yasal ve meşru mudur? Bu sorunun cevabı tabii ki “evet”tir. Ama bunun başka sıkıntılara doğru açılımlar getireceğini söylemek de demokrasi karşıtı bir tavır değildir; tam tersine, demokrasinin ruhunu oluşturan “uzlaşma” kavramının vurgulanmasıdır.

AKP’nin iktidarda bulunmasının Türkiye’nin geleceği açısından bazı tehlikelere yol açacağını düşünmek ve söylemek hem yasaldır hem meşrudur. Ama bunun demokratik kuralların zorlanmasıyla önlenmesini istemek demokrasiyi ciddi şekilde geriye göterecek ve yeni tehlikeler yaratacak bir tavırdır.

***


AKP ile mücadele edenlerin yaptıkları yanlışlar birçok kesimi “AKP’yi eleştirmek demokrasiye zarar verir” gibi bir yanlışa götürdü. Bunun tam karşısındaki yanlış da “AKP’nin gitmesi demokrasiden daha önemli” tavrıdır.

Türk toplumu bu iki yanlış arasında sıkıştırılmaya çalışılıyor. Bu konuda iki taraf, aynı taktikleri, farklı kelimelerle olsa da aynı temaları kullanıyor.

Toplumun içinde farklı görüşler olacak, bu görüşler bazen en sert şekilde tartışılacaktır. Ama toplumdaki her karşı görüş sahibi “vatan haini” gibi görülerek düşmanca tavırlar almaya zorlandığında da bir arada yaşamak güçleşir.

AKP’nin laiklikle ilgili yeni tanımlar ve ucu görünmeyen uygulamalar getirmesinin yarattığı tehlikelerle AKP’yi iktidardan indirmek için “her yolun mübah olduğu”nu savunmanın getireceği tehlikeler sonuçta birbirinden farksızdır. Türk toplumu ne yazık ki bu iki yanlış arasında sıkıştırıldı.

DİĞER YENİ YAZILAR