AKP hükümeti, iki konuda muhalefetin yarattığı gerilime boyun eğdi. Demokratik açılım ya da Kürt açılımı durdu, yeni anayasada ise eğilim “yarımla yetinmek” olarak ilan edildi.
Laf olarak üzerinde birleştiğimiz, en sağdan en sola kadar aşağı yukarı aynı şekilde değerlendirilen sorunlardan biri, bugünkü anayasadır. Bu anayasanın temel mantığı, bütün vatandaşlara karşı devleti korumak, kurumları birbirini hareket ettirmeyecek şekilde konumlamak ve siyasete güvensizlik üzerine kuruludur.
Mevcut anayasayla ilgisi olan herkes bunları söyler durur; ama 12 Eylül’den sonra iktidar olmuş 8 siyasi partinin hiçbiri bu anayasada köklü değişiklik yapmak, yani mantığını tümüyle terse çevirmek yönünde bir adım atmamıştır. Defalarca küçük ve pratik sorunları halletmek üzere değişiklikler yapılmış ama sorunun esası yine ortada kalmıştır.
Anayasa’da yapılan son değişiklik Cumhurbaşkanı’nı seçim sisteminin değişmesi oldu, değişikliği referandumda halk da kabul etti.
1982 Anayasası’nda Cumhurbaşkanlığı, “sorumsuz” ama istediği zaman siyasi iktidarı zora sokan bir konuma getirildi. Bu, “yarı siyasi” bir konumdur. Halkın seçmesinin kabul edilmesiyle Cumhurbaşkanı’nın siyasi ağırlığı artmış oldu.
Ama Anayasa’da geçerli “kuvvetler dengesi” olduğu gibi kaldığından Cumhurbaşkanı’nın bu yeni konumu ciddi sorunlara yol açabilecektir.
CHP ve MHP, yeni anayasa konusunda herhangi bir uzlaşma aramak ya da içeriğini tartışmak yerine “AKP’ye yeni anayasa yaptırmamak” üzerine bir siyaset yürütmüş ve başarılı olmuşlardır.
Bunun karşısında AKP’nin halkın önüne çıkıp “görüyorsunuz sizi koruyan ve gözeten bir anayasa yapmamızı engellediler” deme hakkı yoktur. Çünkü Meclis çoğunluğu da vardır, demokrasiyle ilgili konularda geniş medya desteği de vardır.
Başbakan gerçi bir “gaz verilme” hassasiyeti içinde, ama seçim meydanlarına “yeni anayasa yapamadık” diye çıkmasının mümkün olmadığını da biliyor olmalıdır.
Kürt sorununda gerçek bir ilerleme sağlanması ve şu anda susmuş olan silahların tümüyle susması ile yeni bir demokratik anayasa arasında “demokratik sıçrama” açısından önemli bir bağlantı vardır. Bu bağlantı her iki meselenin öneminin de halka anlatılmasını kolaylaştırıyor.
Ancak bugün “tereddüt” görüntüsü veren AKP’nin “yarımla yetinmesi” kendisi aleyhine olacak ve muhalefetin başarısı gibi görülecektir.

