İleride bugünlerin, Türkiye’nin son kırk yılının hikâyesini okuyan kuşaklar hiç şüphe yok ki atalarının ne kadar çok akıl tutulmasına uğradığını öğrenip üzüleceklerdir. Bazıları ise hiç hayal kurmasın, tarih onları oldukları yerle kayda geçirecek, gelecek kuşaklar onları hiç de hayırla anmayacaktır.
Konuşmak yerine, hayatı birbirine cehennem etmeyi tercih etmiş olanların neyse ki sesleri kısılmaya başladı. Konuşmayı öğrenenler konuşabildikçe o sesler iyice duyulmaz olacaktır.
Ankara’da BDP eş başkanları ile Başbakan Yardımcısı ve Adalet Bakanı’nın görüşmesi sadece bir ilk adımdır. Bu görüşmeden mucizeler beklemek son derece yanıltıcı olur, “açılım”ın başındaki gibi büyük hayal kırıklıkları yaratabilir.
Hükümet ve BDP dün konuşmayı öğrendiklerini, konuşabileceklerini gösterdiler. Bu görüşmenin sonrası, hatların sürekli olarak açık kalması, tarafların her an birbirine ulaşması ve her şeyi açıkça dile getirmesi, ince taktiklerden kaçınması olmalıdır.
Kürtlerin bu aşamada öne sürecekleri talepler konusunda ortak bir görüşleri olmadığı anlaşılıyor. BDP yöneticilerinde görülen acelecilik, başka Kürt aydın ve siyasetçiler tarafından eleştiriliyor. Bu aceleciliğin halk tarafından benimsenmediği, “ana dilde eğitim” talebiyle yapılan okul boykotuna katılımın zayıflığıyla belli oldu. Kürtler de, BDP oy veren Kürtler de bütün sorunların bir anda çözülemeyeceğini gördüklerinin işaretlerini veriyor.
Yol haritasının ana unsurları da aşağı yukarı bellidir. Öcalan ile görüşme yapılmakta, onun PKK üzerindeki etkisini kullanması için konuşulmaktadır. Birinci aşama tartışmasız silahların “süresiz” olarak susmasıdır. Bunun onayı da İmralı’dan geçecektir.
Bu olmazsa olmaz koşul olarak öne çıkmış bulunmaktadır. Çıkalı da çok oluyor. Silahların susmasının ardından gelecek konu da ne dil eğitimi ne de demokratik özerkliktir. Gerçi demokratik özerklik kavramının içeriği, bunu ortaya atanlar tarafından da doldurulmuş değildir ve bunun sağlıklı tartışması ancak barışın tam olarak tesisinden sonra yapılabilir.
Silahların süresiz olarak susmasının karşı adımı “af”tır. Herkes bilmelidir ki bunun gündeme gelmesinin vazgeçilmez şartı silahların süresiz olarak susmasıdır ve ülkenin kamuoyu bunu ancak bu durumda onaylar.
Tabii ki bu aşamanın, herkes için önemli unsuru da her türlü provokasyonu atlatmak konusunda kararlı olmaktır. Bu süreci durdurmak için Hakkari’deki gibi olaylar sahneye konabilir, önemli olan bunların amaçlarına ulaşmamasını sağlamaktır.

