Konuşmak zorundalar

Haberin Devamı

Demokratik özerklik tartışmasının başladığı andan itibaren merkez siyasetin sadece “sert tepki” niteliğinde birkaç açıklamayla konuyu kapatmaya çalışması ancak zaman kaybı yaratacaktır.

Diğer yandan da Başsavcı’nın, “Demokratik Toplum kongresi” çalışması ile BDP’nin ilişkisini araştırması da hayra alamet bir gelişme değildir.

Eğer bu araştırmanın ardından BDP’ye dava açılırsa sadece zaman kaybı değil, bir kez daha ciddi bir geri gidiş yaşanacaktır.

Demokratik Toplum Kongresi adı verilen çalışma grubundan tek ses ve tek bir talep çerçevesi çıkmış da değildir. Ortaya çıkan, sadece bir tartışma platformunun unsurlarıdır.

***


Bu aşamada “demokratik özerklik” kavramını “resmi talep” olarak ele almak ve tartışmak, başka seçenekler geliştirmek yerine “sert tepki” vermek ancak korkutarak merkez siyasetin tartışmanın içine girmemesini sağlayabilir.

Merkez siyaset şu anda, AKP ve CHP olarak bu tavrı benimsemiş görünüyor.

Bu “konuşmama” halinin gerekçelerinden biri de kuşkusuz, seçimlerin yaklaşmış olmasıdır. Her iki parti de kendilerine göre “zamansız” buldukları bir tartışmanın içine girerek geniş seçmen kitlesinde kuşku uyandırmak istemiyor.

Ancak asıl dikkate almak zorunda oldukları “büyük talep” ülkenin tekrar kanlı döneme dönmemesi, silahların kesin olarak susması yönündedir.

Seçime kadar “eylemsizlik” kararı almış olan PKK’nın tümüyle silah bırakmasına giden yolda “konuşmamak” yoktur, tam tersine “her şeyi konuşmak” vardır.

Konuşmayı bir tür ardı arkası kesilmeyecek taleplerle karşılaşma süreci olarak görme eğilimi de merkez siyasetin geleneksel bir refleksi olarak duruyor.

***


Her fikrin uçuk ya da hayalci olan unsurlarıyla gerçekçi ve uygulanabilir olan unsurlarını ayırt etmek ancak konuşulduğu zaman mümkündür. Konuşulmadığı zaman ise her şey birbirine karışacak, gerçekçi bir yol haritasının izleri de yok olacaktır.

AKP ve CHP hem kendi içlerinde ve hem de ülkenin tümünün izleyebileceği bir şekilde “konuşma” durumuna geçmek zorundadır. Bu konuşma durumunda da artık “korkutmak” olamaz, savcı ve polisle konuşanın üzerine gitmek olamaz.

Silahların tümüyle susması, her kökenden Türk vatandaşlarının bir daha kan görmemesi için; yaşama birlikte güvenle bakmaları için tek yol “konuşmak”tır.

DİĞER YENİ YAZILAR