Koalisyondan kaçış

Araştırmalar, seçime bugünkü yapıyla gidilmesi durumunda AKP’nin tekrar tek başına iktidar olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor

Haberin Devamı

Araştırmalar, seçime bugünkü yapıyla gidilmesi durumunda AKP’nin tekrar tek başına iktidar olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor.

Bunun dışındaki ve daha düşük ihtimaller CHP-MHP koalisyonu ya da AKP-DYP koalisyonu olarak ortaya çıkıyor.

Bundan önceki koalisyon hükümetleriyle ilgili tecrübelerimiz her zaman kötü yönetimi çağrıştırıyor. Koalisyon dönemlerindeki durumun, partiler arasındaki, siyasi etiği ayaklar altına alan kadro ve kaynak paylaşımları ve koalisyonu oluşturan partilerin sürekli olarak birbirlerini çelmeleme faaliyeti şeklinde ortaya çıktığını hatırlıyoruz.

Oysa koalisyonlar demokratik parlamenter sistemin işlemesini sağlayan ve halkın çoğunluğunun iradesini yansıtma imkânı veren yönetim araçlarından biridir.

Ama bu aracı iyi kullanabilmek için siyasal kültürün belli bir aşamaya gelmiş olması da gerekmektedir. İki partiye dayanmayan ve bu kültüre sahip ülkelerde; Fransa’da, İtalya’da, Almanya’da koalisyonlar yürümüştür ve yürümeye devam ediyor.

***

Beş yıl daha tek başına bir AKP hükümetinin zararları üzerinde duranların yapacakları tek bir şey vardır, o da seçim öncesinde topluma güven verecek uzlaşmaları, seçim ittifaklarını gerçekleştirmektir.

DYP ile ANAP ve diğer küçük partilerin de katılacakları, başbakanı önceden belirlenmiş, programı ve yönetim usulleri açıklanmış bir ittifakın kurulması her zaman mümkündür.

Aynı şekilde, solda geniş bir ittifak arayışları devam ediyor. Ancak CHP yönetiminin bugüne kadar oluşturduğu politikalar ve tavırlar bu partinin böyle bir ittifaka sıcak bakmadığını gösteriyor.

Solda DSP ve SHP’nin başını çekebileceği ve dışardaki sol hareketlerin de katılabileceği bir ittifak ise CHP’nin dışarda kalması durumunda bile yüzde 10 barajını zorlayabilecek bir girişim olabilir.

Bu senaryolar dışardan bakıldığı zaman ne kadar mantıklı görünürse görünsün, halen bunların karşısındaki en önemli engel, siyasi liderlerin “ego” larıdır. Ankara’nın kendine özgü yaşamı içinde alabildiğine şişmiş ve şişirilmiş bu egolar mantık yollarını kesmeye devam ediyor.

Koalisyonla yönetilmeye olanak ve şans tanıyacak bir siyasal kültürün olmayışı da zaten halka ciddi seçenekler önerilmesini sağlayacak ittifakları zorlaştırıyor.

Yüzde 10 barajının altında kalma ihtimali bulunan partilerin birkaçının, ciddi girişimlerde bulunmamaları durumunda kapılarına kilit vurulması tehlikesiyle karşı karşıya olduklarını da görmeleri gerekir. Ancak bunu görmek için o Ankara gözlüklerini değiştirmek de birinci şarttır.

*****

not:
Büyük yanlıştan dönüş
Fransa’nın bazı işgüzar siyasileri, kendi ülkelerinin özgürlük geleneklerini çiğneyerek “Ermeni soykırımı yoktur” diyenlerin tıpkı “Yahudi soykırımı olmamıştır” diyen ırkçılar gibi cezalandırılmalarını öngören bir yasayı Meclis’ten geçirmişti.

Bu girişime karşı sesini yükseltenlerden biri de Hrant Dink olmuştu. Kanunun çıkması durumunda Fransa’ya gidip “soykırım yoktur” diyeceğini açıklayan Hrant Dink’in bu sözleri Fransız basınında da geniş yer bulmuştu.

Sonuçta söz konusu yasa Fransa Senatosu’nun önümüzdeki dönem gündemine alınmadı ve teknik deyimiyle “kadük” oldu. Yani bu yasayı geçirmek isteyenlerin faaliyetlerine en baştan başlamaları gerekiyor. Fransız siyasetini iyi izleyenlere göre bu da oldukça düşük bir ihtimaldir.

DİĞER YENİ YAZILAR