AKP'nin son seçimde birinci çıkacağı ve tek başına iktidar olacağı anlaşıldığında en iyimser yorum "Nihayet koalisyonlar dönemi bitiyor" şeklindeydi.
1995 sonrasındaki uyumsuz ve sadece "iç savaş" yürüten partilerin kurdukları koalisyonların Türkiye'ye büyük maliyetler getirdiği gerçeği tek parti iktidarını bir tür "umut" haline getirmişti.
* AKP'nin kaynağı Erbakan'ın Fazilet Partisi, (FP) inanç kökenleri de siyasal İslamdır. Bu hareket de somut olarak "Milli Görüş" adıyla örgütlenmiş bir siyasi oluşumdur.
FP'de Erbakan'a muhalefet bayrağı açarak partinin yönetimine talip olan gruba daha sonra Erdoğan'ın İstanbul kadrosu katılmıştır. AKP'yi oluşturan üçüncü grup da muhafazakâr kanadın siyasal İslama yakın bazı örgütlenmeleridir.
AKP'ye daha sonra katılanlar, aslında siyasal İslam kökenli olmayan ancak AKP'de farklı nitelikler arayan ve olması için çalışanlardır.
AKP iktidarının ilk iki yılında, "zafer yürüyüşü"nde bu gruplar arasında bir "uyum" sorunu yaşanmadı.
İlk sorun, ABD yönetimiyle Irak savaşı öncesinde yapılacak işbirliği konusunda çıktı. Başbakan tereddütteyken "Milli Görüş" kesin ağırlığını koydu ve Meclis ABD'ye lojistik destek sağlamayı öngören tezkereyi reddetti.
AKP'ye "eğreti" katılanlar ise ya aynı pozisyonda "durmaya" devam ediyor ya da kendilerine DYP ve ANAP'ta yer arıyorlar.
Denge oyununun kıskacında
İktidar partisindeki "üçlü koalisyon"un yansımaları bazen AB meşelerinde bazen "ahlâkçı" icraatlarda bazen de çeşitli kanunlarla ilgili tartışmalarda ortaya çıkıyor; Meclis Başkanı Arınç'ın parti yönetiminin o gün izlediği çizgiyle çelişen sözlerinde görülüyor.
Yine, TCK'nın tartışmalı maddeleri söz konusu olduğunda AKP içindeki koalisyon ortakları arasında bir "denge" olduğu dikkati çekiyor.
Bu gibi örneklerin önümüzdeki günlerde daha da artması kaçınılmaz.
* AİHM'in bugün açıklanması beklenen Öcalan kararı da AKP'deki hiziplerin bakış açıları arasındaki farkları ortaya çıkaracak.
Başbakan'ın uzun süredir hükümette bir revizyon yapmak istediği biliniyor. Ancak bu bir türlü gerçekleşemiyor. Çünkü şu anda bir revizyon, hizipler arasındaki dengeyi bozabilir.
Aynı gerekçe, AB ile görüşmeleri yürütecek olan "başmüzakereci"nin atanmasında da ortaya çıkıyor. Böyle önemli bir noktaya atanacak kişi konusunda partideki her hizip ayaklanabilir. Onun için, sükûneti korumanın yolu, atamayı yapmamak oluyor.
* Türkiye'deki siyasi İslam geleneğinde açık tartışma yoktur. Az konuşulur, ancak "içerden" olanların anlayabileceği şekilde konuşulur. AKP'nin kanatlarından birine mensup siyasilerden herhangi birinin çıkıp açık açık tartışma açması beklenmemelidir.
* Türkiye'nin karmaşık yapısı henüz tek parti iktidarına imkân vermiyor. AKP de hızla koalisyona dönüştü ya da kuruluşundaki koalisyon daha da belirgin hale geldi. Kısacası, Türkiye döndü dolaştı ve yeni bir koalisyon yönetimine girdi.
Koalisyon yönetimi
AKP'nin son seçimde birinci çıkacağı ve tek başına iktidar olacağı anlaşıldığında en iyimser yorum "Nihayet koalisyonlar dönemi bitiyor" şeklindeydi
Haberin Devamı

