Haberin Devamı
Adapazarı’nda önceki gece yaşananın adı “kıyım provası”dır.
Bir salonda DTP gecesinde toplanan kadınlı çocuklu 600-700 kişi, 500 kişi tarafından kuşatıldı.
Salonda kalp krizi geçiren bir kişi zamanında hastaneye götürülemediği için öldü. Rahatsızlanan başka kişileri taşıyan ambulansların yolları yine kuşatmacı topluluk tarafından kesildi.
Bu görüntünün benzerleri 1980 öncesinde çok görüldü.
Daha sonra Sivas’ta Madımak katliamı yaşandı. Aynı görüntü bu kez de Adapazarı’na taşındı.
Hem PKK tarafında hem de Türkiye’yi demokrasiden uzaklaştırmak isteyen tarafta bu kıyım provalarının gerçek kıyımlara dönüşmesini isteyenler vardır.
Böyle birkaç prova sonrasında bir kıyım olduğu anda Kürt kökenli vatandaşların demokrasiden umudunu kesmesi ve PKK’ya yanaşması kaçınılmaz olacak, diğer tarafta ise sokak milliyetçiliğinin kabarttığı öfkenin durdurulması çok zor olacaktır.
Böyle bir olay başladığı anda ülkenin en üst yetkilileri hemen bütün ilgisini oraya, o olaya yöneltir, gerilimin giderilmesi ve kıyım provası düzenleyenlerin hesap vermesi sağlanır.
Adapazarı’nda öyle olmadı. Kuşatmacılar, bir insanın ölümüne neden olmalarına rağmen herhangi bir kovuşturmaya uğramadı. Önceki gecenin görüntüleri Madımak kıyımını hatırlatan türdendi. Kalabalık 5 saat yerinde kaldı, ilin üst düzey görevlileri de durumu izledi.
Böyle bir kıyım girişiminin kendiliğinden olabileceğini düşünmek saflıktır. Sivas’ta olduğu gibi, böyle kalabalıklar ancak “örgütlü” olarak toplanır, “örgütler” tarafından saldırıya hazırlanır. 500 kişi belli bir noktaya gece saatinde kendi kendine gitmez, “birileri” öfkeyi kabartacak söylentileri yayar, insanları yönlendirir.
Bu olayla ilgili olarak emniyet ve yargı güçleri hemen harekete geçmezse olacak olan, bu provanın başka yerlerde de tekrarlanmasıdır. Eğer emniyet ve yargı bu olayın üzerine gitmezse, önceki geceyi örgütleyen “birileri” bundan cesaret alır.
AKP hükümetinin bu olayın ciddiyetini kavramamış olması dikkat çekicidir. Ülkeyi kan gölüne çevirmek, bu yolla da ya bölmek ya da bölünme ihtimalini yok etmek amacını taşıyan “birileri” sindirilmediği sürece de yeni “Ergenekon”lar, çok daha güçlü olarak meydana çıkacak, diğer yanda da PKK kendisi için en elverişli ortama ulaşmış olacaktır.
Türk-Kürt savaşı provalarına izin verilmesi her bir siyasi için çok büyük aymazlıktır. Adapazarı olayının ciddiyetinin görülmemiş olması da Ankara’da bu aymazlık ihtimalinin güçlü olduğunun açık bir işaretidir.

