Haberin Devamı
Bütün inançlarda dünyaya, doğaya iyi davranılması, gözetilmesi, bakılması gerektiği öğretilir. Küçük hırslara kendini kaptırmış olan insanlık varoluşunun temel kaynaklarını yok etmeye devam ediyor. Havayı bozuyor, suyu bozuyor.
60’lı yıllarda ortaya çıkan doğa gönüllüleri dünya toplumuna yapılan yanlışları anlatıyor. Bu gönüllüler birçok ülkede siyasi partiler olarak örgütlendi, ülkelerindeki gidişatı etkilemek, Dünya’ya bir nebze fayda sağlayabilmek için uğraşıyorlar.
Dünya’nın geleceğine çok az merak duyanlar bile artık yapılması gerekenleri biliyordur. Ama insanlığı yönetenler ve yönlendirenler yapılması gerekenleri yapmamakta kararlı ve ısrarlı.
Geçen hafta Kopenhag’da yapılan “zirve” toplantısında da herhangi bir çözüm üzerine uzlaşma sağlanamadı. Uzlaşma sağlanması gereken, bugünkü dünya devlerinin, büyük güçlerin ellerindeki iktidar imkânlarından küçük fedakârlıklardır.
İki kuşak sonra, bugün genç olanların torunları cehennem olmaya doğru hızla ilerleyen bir dünyada yaşamaya mahkûm olabilir.
Tehlike bu kadar yakın ama, dünyanın en güçlüleri tehlikeyi umursuyor gibi yapıyor, gerçekte umursamıyor. Gerçekten umursadıklarında ellerindeki gücün bir kısmından vazgeçmek zorunda kalacaklar. En büyüklerin yanına yaklaşmaya çalışan daha az büyükler de “siz bugüne kadar fedakârlık etmediniz, biz tam size yetişecekken bizden fedakârlık istiyorsunuz” gerekçesiyle yan çiziyorlar.
Kopenhag’dan dünyanın geleceğiyle ilgili olarak, hiç olmazsa birkaç umut verici mesaj çıkması bekleniyordu, o bile olmadı.
Çevre duyarlılığı insani gelişmişlikle çok bağlantılı. Kendisine hayat alanı, ekmek alanı açmak için ötekinin dükkânını yakan köylü ruhu ormanı da yakmakta tereddüt etmiyor. Evinin penceresinden, tarlası kadar bir dünya gören, dünyayı o ölçülerde algılayan bir ruhun, torununun yaşayacağı dünyayla ilgili bir duyarlılık sahibi olması mümkün değil.
Dünya elden gittikten sonra, bugün çok büyük, çok önemli sandığımız konuların hiçbirinin bir yudum sudan daha fazla önemi kalmayacak. En büyük insan, bize içilebilir bir yudum su bulabilen insan olacak. Öyle bir dünyada uygarlıklar savaşı değil, kimlik savaşları değil; bir yudum su, bir tutam yeşillik için savaşlar olacak ve kendilerine o dünyayı miras bıraktıklarımız bizlerden, yani onlara iyi bir dünya bırakabileceklerini bildikleri halde öyle davranmayanlardan nefret edecekler. Çin Komünist Partisi dahil, ABD’nin ilk zenci başkanı Obama dahil.

