Türkiye'yi yönetenler kırk yıl önce Avrupa Birliği'nin alacağı bu boyutu görmediler mi? Herhalde görmediler. Türkiye'yi yönetenler, (mesela Demirci) otuz yıl önce , Avrupa Birliği'nin önemini anlamadılar mı? Herhalde anlamadılar. Yirmi yıl önce Türkiye'nin yönetimine talip olduğu zaman Turgut Özal Avrupa Birliği'nin alacağı boyutları görmüş ve buna uygun bazı adımlar atmıştı. Sonra o da başka "işlere daldı", reform hareketlerini yavaşlattı... Bundan sonraki siyasi iktidarların Avrupa Birliği konusundaki siyasetleri sürekli olarak "bir adım ileri iki adım geri" şeklinde seyretti. Bir şeyler yapmaya kalkanlar, birilerinden korkup biraz bir şeyler yapmakla yetindiler. Dünyadan korkanlar onları da korkuttu. Dünyadan korkmayanlar, Türkiye'nin dünyanın gelişmiş standartlarına bir an önce ulaşması gerektiğini savunanlar çeşitli sıfatlar takılarak püskürtüldüler. Korkanlar, korkmaya devam edenler tam kırk yıllık bir gecikmenin gerçekleşmesini sağladılar. Bunlar, demokrasinin tam olarak işlediği, insan hakları ve her alanda özgürlüklerin en ileri şekliyle varolduğu ülkelerde bizde yaşanan ve yaşatılan korkuların çoktan ortadan kalkmış olduğunu görmek istemediler.
Korkuların götürdüğü nokta
Dünyaya korku içinde bakanlar, dünyadaki gelişmeleri yanlış yorumlayanlar yine Türkiye'yi korkutmaya çalışıyor. Avrupa Birliği üyeliği Türkiye Cumhuriyeti'nin geldiği yol ağzındaki en önemli hedefidir. Ve Avrupa Birliği'nin alternatifi, tekrar içine kapanmış, ekonomik sıkıntılarını halledememiş, az demokrasiyle yetinen, insanların birbirlerinden korkmaya devam ettikleri bir ülkedir. Suriye'dir, Irak'tır, İran'dır, Pakistan'dır... Türkiye'nin gelişmiş Batı yolunu seçebilmesi için ev ödevlerini tamamlama süresinin artık sonuna gelindi. Türkiye'yi kırk yıldır kötü yönetenler bu ev ödevlerini yapmadılar, çağdaş ve gelişmiş bir toplumun yaşam şartı olan hukuk düzenine ve yönetim sistemine geçmek için gerekli çabayı göstermediler. Kimileri korktu, kimileri korkutuldu. Ama sonuçta Türkiye kırk yıllık bir gecikmeye uğradı, bütün sorunlar üst üste yığıldı.
Bu Meclis'ten beklenen
Kimileri Suriye gibi olmayı Türkiye için yeterli bulabilir, ama bunu yüksek sesle, böyle söyleyemez. Şimdi de korku derelerinden sular taşınarak Türkiye'nin bu kavşakta Ortadoğu yolunu seçmesi için uğraşılıyor. AKP hükümeti kırk yıllık yanlışı düzeltme konusunda gerçekten samimi ise bu yaz boyunca Meclis'i çalıştırıp gereken bütün paketleri çıkartmak zorundadır. CHP de dünyanın geleceğini, iddia ettiği gibi doğru yorumluyor ve Türkiye'nin geleceğini Batı'da görüyorsa bu paketlere yarım ağızla ve boş laflarla değil bütün gücüyle destek vermek zorundadır. Bu son iki ay da boşa geçirilir ve Avrupa treni bu kez ebediyen kaçırılırsa hesap vermeleri çok zor olacaktır.
Kırk yıllık gecikme
Türkiye'yi yönetenler kırk yıl önce Avrupa Birliği'nin alacağı bu boyutu görmediler mi? Herhalde görmediler
Haberin Devamı

