Toplumların hayatlarında zaman zaman kırılma noktaları ortaya çıkar. O kırılma noktasında toplum ya maddi ve manevi değerlerini kaybetme sürecine ya da maddi ve manevi değerlerini zenginleştirme sürecine girer.
Kırılma noktasına gelindiğinde, geleceği görebilen ve gereğini yapabilen kişilere "lider" diyoruz. Lider dediğimiz kişilerin adları da yüzyıllar ötesine taşınıyor.
İşte bu noktada siyaset ya bayağı bir uğraşı haline geliyor ya da toplumu doğru yönlendiren önemli bir iş oluyor.
"Lider" kelimesi bizde bol keseden kullanıldı, böyle kullanıldığı için de siyasetteki bayağılıklar arasına indirgenmiş bir kelime oldu. Oysa "lider," başkan, şef, genel başkan gibi her türlü kelimenin çok ötesinde anlamlar taşır. Çok oy almakla bir siyasi, "lider" olmaz. Kırılma noktalarına gelindiğinde toplumunu başarıyla yönlendiren kişi "lider" olur.
Türkiye yine bir kırılma noktasının eşiğine geldi. Ülkenin geleceği için en önemli iki yılı yaşayacağız. Bu iki yıl içinde Türkiye'nin yönü tam olarak belirlenecek.
O açıdan bakıldığında, bugünkü AKP hükümetinin bu süreci başarıyla yönetebileceğine ilişkin kuşkular giderek artıyor...
Bu hükümet ne yapıyor...
Bir başarı kazanılabilmesi için önce doğru perspektiften bakmak, bu bakış açısını topluma aktarmak ve o yolda yürümeyi sağlamak şarttır.
Önümüzdeki iki yıl için günlük siyasi gerilimlerin üzerine çıkabilen, ana hedefleri gözden kaçırmayan, gereksiz işlerle uğraşarak kendine ve ülkeye zaman kaybettirmeyen bir yönetime olan ihtiyaç çok büyüktür.
AKP buna aday olmuş ve çeşitli açılardan önemli altyapı adımlarının atılmasını sağlamıştır. Ancak bugün konuşulan, tartışılan konulara bakıldığında hükümetin "soluğunun" bundan sonraki önemli ihtiyacı karşılamaya yeteceğini söylemek zor oluyor.
AB ile en kritik günlere girilirken ortaya "zina" tartışması çıktı. Türban ve imam hatipler tartışması gündemden hiç çıkmadı. Bugün fiili içki yasağına yönelme girişimleri konuşuluyor. Bugün Türkiye'yi tam anlamıyla ikiye bölen iki dava konuşuluyor. Bu konular hem toplumu yorar hem de gerilimleri artırır.
* Türk toplumu gerilim içinde, geleceğe ilişkin umutları azalmış, günlük gündemler ve kavgalarla yaşayan bir topluma dönüşürse, bunun sorumlusu sadece bugünkü hükümet olacaktır.
Türkiye 70'li yıllarda, 80'lerin sonunda böyle kırılma noktaları yaşadı. Ve bunlar doğru yönlendirilemediği için hâlâ ekonomisi geri, demokrasisi sakat bir ülkeyiz.
Kırılma noktası
Toplumların hayatlarında zaman zaman kırılma noktaları ortaya çıkar. O kırılma noktasında toplum ya maddi ve manevi değerlerini kaybetme sürecine ya da maddi ve manevi değerlerini zenginleştirme sürecine girer
Haberin Devamı

