Türkiye'de güncel ekonomi meselelerini açıklamak, kötü haberlerle iyi haberleri yan yana sıkıştırabilmek için sürekli olarak yeni deyimler yaratma ihtiyacı duyuluyor. Son moda deyim "kırılganlık". Tartışmalar da Türk ekonomisinin "ne kadar kırılgan" olduğu üzerine devam ediyor. Bunun anlamı şu: "Türk ekonomisi hangi darbelere dayanabilir, hangi darbeyi yerse dayanamaz çöker?" Ekonomistler, Prof. Asaf Savaş Akat'ın söylediği gibi, "Bir elleriyle olumlu bir şeyleri, diğer elleriyle de olumsuz bir şeyleri anlatmayı" sürdürürken herkesin kafası karıştı ve yeni soru "Nedir bu piyasa ve neye yarar" şeklinde ortaya çıktı. Ekonominin kırılganlığı konusuna gelince, birçok ekonomist bu kadar "badire atlatmış" olan Türk ekonomisinin fazla kırılgan olmadığını, hatta durumun "iyi olduğunu" anlatmaya başladı.
İyi miyiz, kötü mü...
Kırılganlık hesaplarını ekonomistlere bırakıp varolan durumu özetleyelim:
* Enflasyon hedefleri yine tutmadı, yıl sonuna kadar da tutması mümkün görünmüyor.
* Faizler yüzde 65'lerden aşağı inmiyor.
* Kamu borç yükü "piyasa koşulları nedeniyle" kendi kendine artmaya devam ediyor.
* Türkiye'de kimse yatırım yapmıyor.
* Türkiye'ye yabancı sermaye gelmiyor, yakın dönemde geleceğe de benzemiyor.
* Değil yabancı sermaye, Türkiye'ye yabancı işadamları bile gelmiyor.
* İhracat beklendiği kadar artmıyor. Ve de geçen krizde işsiz kalmış olan on binlerce insan halen işsiz.
İş piyasasına yeni girmiş insanlar da işsiz. Halen işi olan insanların yüzde 65' inin en büyük korkusu işsiz kalmak. Vaziyet böyle olunca, Amerikan yönetiminden gelecek olan 1 milyar doların yarattığı "sevinci" de, hiç şaşırmadan anlamak gerekiyor. Bu "sevincin" nedeni şu: Bu 1 milyar dolar ile Türkiye borçlarını bu yıl da çevirir. Sonra? Sonrası Allah kerim. 1 Milyar dolarlık yardıma bu kadar sevinen bir ekonomik yapının "kırılganlık derecesi" ni hesaplamaya kalkmak bile, eski deyimle abesle iştigal.
Powell'a protesto
Biraz gecikti, ama hiç kimse değinmediği için yazabiliriz. ABD Dışişleri Bakanı Powell Ankara'da Başbakanlık'a gelirken bir grup gazeteci sırtlarını dönerek Powell'ı ve savaşı protesto etti. Bu gazetecilerin Başbakanlık önünde bulunmalarının nedeni "gazeteci olmaları" dır. Gazetecilik görevlerini yapmak için oradadırlar. Gazeteci, gazeteci kimliği ve göreviyle bulunduğu her yerde "tarafsız" dır. Kendi duygu ve görüşlerinin yansıtmamak, kim olursa olsun alkışlamamak ya da protesto etmemekle yükümlüdür. Sadece gazetecilik görevini yerine getirmesi engellenirse protesto edebilir. Gazetecinin de siyasi görüşü olabilir, savaş gibi önemli bir olayda kendini taraf hissedebilir. Ancak bunu yapmak için gazetecilik kimliğini bırakır, dışarda protesto eylemi yapan insanların arasına karışır.
Kırıl-gan-lık
Türkiye'de güncel ekonomi meselelerini açıklamak, kötü haberlerle iyi haberleri yan yana sıkıştırabilmek için sürekli olarak yeni deyimler yaratma ihtiyacı duyuluyor
Haberin Devamı

