Bir dostu, Harun El Reşid'e nadide bir gül fidanı gönderir. O da bahçıvanını çağırır, önemli olduğunu söyleyerek fideyi ona emanet eder. Ne zaman bahçede gezintiye çıksa, bahçıvana gülün durumunu sormaktadır.
Bahçıvan da fidana gözünün bebeği gibi bakmakta, günde birkaç kez durumunu kontrol etmektedir.
Nihayet bir gün fidan uç vermeye başlar ve bahçıvanın en korktuğu olay da başına gelir.
Kuşun biri goncayı paramparça etmiştir. Bahçıvan korkudan ne yapacağını bilemez. Sonunda hükümdara doğruyu söylemeye karar verir, cezasına da razı olacaktır.
Harun El Reşid bahçıvanı dinler ve şöyle der:
"Ne yapabilirsin ki, senin hiçbir suçun yok. Suç o kuşun. Ama dünya ona da kalmayacaktır, o da belasını bulacaktır.."
Bahçıvan ceza görmediği için çok mutludur.
Aradan birkaç gün geçmiştir ki, bahçıvan goncayı paralayan kuşu görür. Ancak bu kez kuş bir yılanın eline düşmüştür. Bahçıvan yılanın kuşu yalayıp yutmasını izler. Dayanamaz, koşup huzura çıkar ve olayı Harun El Reşid'e anlatır. "Gördün mü" der Harun El Reşid "Bu dünya o kuşa kalmadı, belasını buldu işte..."
Bu olaydan kısa bir süre sonra, Harun El Reşid sarayın bahçesinde gezmekte, bahçıvan da ona bilgi vermektedir. Birden çiçeklerin arasından bir yılan çıkar. Bahçıvan "İşte o yılan" diye bağırır ve yılanı elindeki kürekle ikiye böler.
Harun El Reşid yılanın hangi yılan olduğunu anlamıştır, bahçıvanına döner:
"İşte, bu dünya o yılana da kalmadı, o da belasını buldu..."
Aradan aylar, yıllar geçmiştir. Bahçıvanın bir hatası yüzünden Hükümdarın en sevdiği çiçekler ölür. Harun El Reşid küplere biner. Hemen bahçıvanın kafasının vurulmasını emreder.
Askerler götürürlerken bahçıvanın aklına son çare gelir, "Ne olur izin verin, hükümdara bir tek söz söyleyeceğim, göreceksiniz beni affedecek" diye yalvarır.
Askerler "ya affetmezse" derler. "Ne fark eder" der bahçıvan, "Yine kafamı kesersiniz..."
Askerler bahçıvanı bahçedeki hükümdarın yanına götürürler. Bahçıvan Harun El Reşid'e gülü, kuşu ve yılanı hatırlatır, "Bu dünya hiçbirine kalmadı hükümdarım" der.
Hikâyeye göre, Harun El Reşid bahçıvanın ne demek istediğini anlamış ve onu affetmiştir.
Bazıları ise benzer durumlarda ne gülü ne kuşu ne de yılanı hatırlar, başlarını çevirip giderler.
Onlar Harun El Reşid değildir.
Kimseye kalmaz
Bir dostu, Harun El Reşid'e nadide bir gül fidanı gönderir. O da bahçıvanını çağırır, önemli olduğunu söyleyerek fideyi ona emanet eder. Ne zaman bahçede gezintiye çıksa, bahçıvana gülün durumunu sormaktadır
Haberin Devamı

