Türkiye'de bir kimlik tartışması aldı başını gidiyor. Her on yılda bir alevlenen, sonra unutup tekrar en başından giriştiğimiz tartışmalardan biri de bu.
Çözüm isteniyorsa, önce son günlerdeki şu "Yugoslavya oluruz" ya da "Siz hiç Türk milleti demediniz" gibi kısır ve anlamsız atışmaların bir kenara bırakılması şarttır.
Alt kimlik-üst kimlik, sosyolojik ve bilimsel kavramlar olarak aynen Tayyip Erdoğan'ın söylediği gibidir. Kişinin etnik kökeni, dinsel inancı alt kimliğini; diğer kişiler gibi içinde yaşadığı toplumun, halkın bir parçası ve o ülkenin vatandaşı oluşu da üst kimliğini belirler.
Kavram kargaşasından kurtulmak için yine bizi ilgilendiren bir örnek verelim. Bugün Almanya'da yüz binlerce Almanya vatandaşı Türk yaşıyor. Alt kimlikleriyle Türk ve Müslümandırlar. Üst kimlikleri ise Alman halkının eşit haklara sahip bireyi ve Almanya Federal Cumhuriyeti vatandaşlığıdır.
Bizde alt kimlik-üst kimlik tanımlarının bu kadar kısır, düzeysiz ve döne döne daha kabalaştırılmış şekilde tartışılması, yarım yüzyıllık bir "durum"un değişmesiyle ilgili.
Şifreli demokrasi
1980'lerin ortalarına kadar "Kürt" kelimesini kullanmak bile mümkün değildi. Bunun nedenleri; Kürt isyanları ve bazı emperyalist güçlerce manipüle edilmeleri ayrı bir konu. Kendisini "Kürdüm" diye nitelemeye korkanlar "Türkiyeli" kelimesini bulmuşlardı. Bu şifre şu demekti: "Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, ama kökenim Kürt."
Yarım yüzyıl boyunca Ankara'nın resmi politikasının özeti "Kürt diye bir şey yoktur, Kürtler dağ Türkleridir, karda kırt kırt diye ses çıkararak yürüdükleri için kendilerine Kürt denir" şeklinde olmuştur.
Kendilerini "Kürt" olarak niteleyenlere "Hayır sen Kürt değilsin" demenin hiçbir anlamı ve faydası olmadığını bugün gelinen durum açıkça gösteriyor.
Yine temel bir bilgiye ihtiyaç var. Ortadoğu'da Kürtler vardır. Kendi dilleri, tarihleri vardır. Şu anda dört ülkede yaşıyorlar:
* Suriye: 17 milyon toplam nüfusta 1.5 milyon.
* İran: 66 milyon toplam nüfusta 4 milyon.
* Irak: 27 milyon toplam nüfusta 4.5 milyon.
* Türkiye: 70 milyon toplam nüfusta 12 milyon.
Tablo budur ve tabloyu görmezden gelip "Sen Kürt değilsin" diye diretmenin anlamı kendini kandırmaktır.
Yugoslavya mı?!
Alt - üst kimliği bugünkü gibi ya da başka bir şekilde tartışmak da abestir. Bu kavramlar çok açık. Deniz Baykal ya da başkaları gibi bunları "esnetme" girişimlerinde bulunmak da gerçekleri değiştiremeyecektir.
Baykal, "kimlik" tartışmasının içine son olarak "Yugoslavya" örneğini soktu. Yugoslavya ile Türkiye arasında ne tarihsel süreç olarak ne siyasi ve etnik bölünmüşlük olarak ne de milliyetçi hareketlerin yapısı açısından bir benzerlik var. Yugoslavya'da etnik gruplar, zaten federe devlet yapısı içinde "zorla" yaşadı, Tito'nun ölümüyle "merkez" zayıfladığı andan itibaren hepsi kendi bağımsız devletlerini kurmak ve gözlerine kestirdiklerini kendi egemenliklerine katmak için savaştı. Türkiye için benzeri bir tehlike olduğu ancak siyasi "ajitasyon" amacıyla söylenebilir. Nitekim Baykal da, sorumlu bir siyaset ve bilim adamı gibi tartışmıyor, sadece "siyasi tahrik" yapıyor.
Türkiye'de bağıra çağıra, ağır demagoji içinde ve küçük siyasi hesaplarla tartışanlara rağmen aslında bir kimlik "kargaşası" yok. Durum çok açık. Bu soruna gerçekten çözüm bulmak için de anlamsız bağırışlarla "tribün"e oynamak değil, gerçekleri görerek düşünmek ve çalışmak gerekiyor.
Kimlik kargaşası
Türkiye'de bir kimlik tartışması aldı başını gidiyor. Her on yılda bir alevlenen, sonra unutup tekrar en başından giriştiğimiz tartışmalardan biri de bu
Haberin Devamı

