Kimin ihtiyacı daha fazla?

Tasavvuf dünyasının önemli isimlerinden Cüneyd, kalabalık bir derviş grubuyla oturmuş sohbet ediyordu. Onları tanıyan bir tüccar geldi, cebinden bir kese çıkardı, Cüneyd'e uzattı

Haberin Devamı

Tasavvuf dünyasının önemli isimlerinden Cüneyd, kalabalık bir derviş grubuyla oturmuş sohbet ediyordu. Onları tanıyan bir tüccar geldi, cebinden bir kese çıkardı, Cüneyd'e uzattı.

"Nedir bu?" diye sordu Cüneyd.

"İçinde 500 altın lira var, bu cemaate dağıtasın diye sana veriyorum" dedi adam.

Cüneyd sordu: "Senin bu paradan başka paran var mı?"

"Tabii var" dedi adam, "çok altınım var benim..."

Cüneyd yine sordu: "Peki sende olandan daha fazlasını ister misin?"

"Tabii isterim" dedi adam, "neden istemeyeyim ki?"

Cüneyd keseyi geri uzattı:

"Bu parayı al, çünkü sen bizden daha muhtaçsın..."

***

Cüneyd ile dervişler oturmuş konuşurlarken, bir gençten söz edildi. Bu gencin öyle bir yeteneği varmış ki, diye anlatıldı; insanın kalbinden geçeni okuyormuş.

Cüneyd merak etti, genci çağırdılar, geldi. Cüneyd genci oturttu ve "senin için bir şey anlatıldı, nedir bu iş?" diye sordu.

Genç, "Ey Cüneyd, kalbinden bir şey tut" dedi.

Cüneyd "tuttum" deyince genç, "kalbinden şöyle şöyle bir şey tuttun" dedi.

Cüneyd "hayır" dedi.

Genç ise "o zaman bir şey daha tut" dedi.

Cüneyd, "peki yine tuttum" dedi. Genç de "bu defa şunu şunu tuttun" diye konuştu.

Cüneyd yine "hayır" dedi.

Genç yılmadı. "O zaman üçüncü defa tut" dedi. Yine aynı şey oldu, genç "şunu şunu tuttun" deyince Cüneyd yine "hayır" dedi.

Genç "şaşılacak şey" dedi, "sen doğru bir insansın, ben de kendi kalbimi, gözümü ve beynimi biliyorum".

Bunun üzerine Cüneyd şöyle dedi: "Sen her seferinde kalbimden geçeni bildin. Ama ben hayır dedim. Çünkü senin kalbinin, gözünün ve beyninin rüzgâra göre dalgalanıp dalgalanmadığını görmek istedim.

Sen ısrar ettin, kalbi, beyni ve gözü doğru insan çıktın".

***

Ebu Said şehirde bir toplantıya gitmiş. O dönemin adetlerinden biri, önemli konukların, toplantıya girerken yükses sesle ve övülerek diğer konuklara tanıtılmasıymış.

Ebu Said içeri girecekken, kapıdaki teşrifatçılar onun kim olduğunu bilmedikleri için nasıl takdim edeceklerini şaşırmışlar. İçerdekilerden kim olduğunu öğrenmek istemişler. Bunu gören Ebu Said, adamları tutmuş ve şöyle demiş:

İçeri girin ve "hiç kimsenin oğlu hiç kimse geldi" deyin.

Ebu Said böyle tanıtılıp içeri girmiş ve bir köşeye oturmuş. Az önce büyük unvanlar ve övgülerle tanıtılan diğer konuklar da Ebu Said'in ne demek istediğini anlayıp onu alkışlamışlar.

DİĞER YENİ YAZILAR