Bazı yazlık yörelerde, bikini giydikleri için insanların saldırıya uğraması yazın son sürprizi oldu. Bu olaylardan biri basına yansıyınca, birçok yazlık yöreden benzer olaylara ilişkin haberler gelmeye başladı.
Kendilerine “ahlak zabıtası” görevi vermiş olan bu kişilerin ne ölçüde örgütlü oldukları, bu eylemlerin birbirinden bağımsız olup olmadığı bilinmiyor.
Ama ortada bir gerçek var: Radikal sağda, sabırsızlananlar ve daha hızlı gelişmeler bekleyenler kımıldanmaya başlamıştır.
İstanbul başta, birçok büyük şehirde içkili lokantaların “kırmızı noktalı” bölgelerde toplanması girişimi kamuoyu baskısıyla askıya alınmış bir “ahlak düzeltme” faaliyeti olarak kaldı.
Bunun karşılığı ise İstanbul’da eğlence yerlerine konulan müzik yasağı oldu.
Bu meselede bazı abartılardan söz etmek mümkündür, bazı “mekânlar”ın bir gürültü yarışı içinde müşteri toplama gayreti gösterdikleri biliniyor.
Ama bunun karşılığı müziğin hafta içi 24.00’te hafta sonları 01.00’da kesilmesi kararı olunca, yine gerçek amaç ve güdülerle ilgili kuşkular beliriyor.
Bu olayların ardına rahip cinayeti ve yaralamasını, Danıştay baskınını, gazete bombalama eylemlerini de kattığımızda, hatta bazı üniversitelerde bira içen, ele ele yürüyen gençlere saldırı olaylarını da eklediğimizde hareketlenmenin daha kapsamlı olduğu görülebilir.
Bu hareketlerin kısa dönemde “caydırıcı” etkisi olması mümkündür.
Yazlıklarda, hele kulaktan kulağa saldırı haberleri abartıldığı zaman, birçok kişi deniz kıyısına çekinerek inecek, daha kapalı giyimli olanlara kuşkuyla bakacak, yer değiştirecektir.
Bazıları ise “neme lazım, daha kapalı mayolar giyelim de başımıza bir şey gelmesin” diyecek ve saldırılar böylece amacına ulaşmış olacaktır.
İnsanların hayatlarına müdahale bu şekilde olur. İnsanların hayatları ve bir ülkenin hayatı böyle böyle değiştirilir. Bunun adı sokak terörüdür. Ve bu işin ustası Nazilerdir. İnsanlar korkutulurak sinmeleri sağlandıktan sonra meydan olduğu gibi onları korkutmayı başarmış olanlara kalır.
Kendilerini ne olarak nitelerlerse nitelesinler, bu saldırganlara ve onları teşvik edenlere karşı uygar refleksler hızla harekete geçmezse, bunlar Nazi yöntemleriyle ilerlemeye devam edecektir.
Şimdi kımıldananlar yarın kalkışmaya heveslenebilir. O heveslenmenin kaynağı da siyasi iktidarın uygulamaları olduğunda işin içinden çıkmak daha da zordur.

