Kime inanacağız?

Haberin Devamı

Başbakan Erdoğan’ın, hedef olduğu iddia edilen yardımcısı Arınç’ın ve Hükümet Sözcüsü Çiçek’in konuyla ilgili konuşmalarından, ortada bir suikast hazırlığı olduğuna inandıkları anlaşılıyordu.

Arınç dün yayınlanan iki demecinde, Hürriyet’e “Ümit ederim sadece tarassut amaçlıdır”, Star’a da “MGK toplantısına katılan komutanlardan bilgi isteyeceğim” diyordu.

Ertuğrul Özkök ile konuşmasında küçük bir ihtiyat payı bırakan Arınç’ın Şamil Tayyar’a söyledikleri, “ortam dinlemesi” ne kesin olarak kani olduğunu, bundan ötesinin de soruşturmada ortaya çıkacağını düşündüğünü gösteriyordu.

Bazı gazetelerin dünkü başlıkları şöyleydi:

“Sadece Arınç’ı değil, devletin zirvesini izlemeye almışlar.”

“Devlete suikast.”

“Şu Ankara’nın suikastına bak.”

“Arınç’tan sonra Şahin’e uzandı.”

“Arınç’a suikast değil izleme-dinleme timi, Bülent Arınç 24 saat gözetim altındaymış.”

***


Bu başlıklardan şunu anlıyoruz: Bir albay ve bir binbaşıdan oluşan tim Arınç’ı ve Meclis Başkanı’nı dinliyor ve izliyordu; faaliyetin amacı, eğer gerekirse bu kişilere suikast düzenlemekti.

Bu başlıkları veren gazetelerin haberlerinde, binbaşıda Arınç ve Şahin’in “ev krokilerinin” çıktığı bilgisi de yer alıyordu.

Bir gün önceki haberlerde ise üst aramasında Arınç’ın evinin adresinin yazılı olduğu bir kâğıt bulunduğu ve iki subaydan birinin bu kâğıdı yutmaya kalktığı iddiası vardı.

Genelkurmay’ın açıklamasında ise bu iki subayın “bilgi sızdırdığından kuşkulanılan bir başka askeri personeli” izledikleri bildirildi. Kavram “bilgi sızdırmak” olduğuna göre, izlemenin hedefindeki askeri personelin son aylarda ortaya çıkan “darbe” ve siyasete müdahale planlarıyla ilgili olduğu da akla geliyor.

***


İki subay bir başka subayı izliyor. İzleyenler albay ve binbaşı olduğuna göre izlenen subayın rütbesinin de en azından albay olduğu anlaşılıyor.

Genelkurmay açıklamasına göre, gazetelerde yer alan iddiaların gerçekle ilgisi bulunmuyor ve açıklamada kaynak olarak polisin tuttuğu tutanak gösteriliyor.

O zaman, gerçek olmayan bütün o bilgiler, gazetelere belli bir amaçla sızdırıldı.

Bu olayın en başına dönersek; araçların içinde oturan iki subayın gelen polislerle tıpış tıpış gittiklerine inanmak da kolay değil.

Diğer yandan, polis bir ihbar üzerine geliyor, araçlardaki kuşkulu kişilere kimlik soruyor, onlar da çıkarıp albay ve binbaşı kimliklerini gösteriyor, polisler buna rağmen tatmin olmuyor ve hem subayları götürüyor hem de evlerinde arama yapıyor.

Bu olayda gazetelerin anlattıklarında da Genelkurmay açıklamasında da çok fazla anlaşılması zor, hatta insanın mantığını zorlayan unsurlar yer alıyor.

Kime inanacağız? Polisten bazı gazetelere verilen bilgilere mi, Genelkurmay’ın açıklamasına mı?

DİĞER YENİ YAZILAR