Kim götürüyor...

Son yirmi, hatta otuz yılda "birileri götürüyor" inancı toplumda çok yaygın bir şekilde yerleşti. "Birileri götürüyor" inancının altındaki, siyasi ya da yerel ya da herhangi bir iktidara sahip olan kişi ve çevrelerin öncelikle kendilerdini zengin etmeye uğraştıklarına olan sarsılmaz kanaattir

Haberin Devamı

Son yirmi, hatta otuz yılda "birileri götürüyor" inancı toplumda çok yaygın bir şekilde yerleşti. "Birileri götürüyor" inancının altındaki, siyasi ya da yerel ya da herhangi bir iktidara sahip olan kişi ve çevrelerin öncelikle kendilerdini zengin etmeye uğraştıklarına olan sarsılmaz kanaattir.

"Götürmek" için ille de yasa dışı yollara sapmak gerekmez. Yasaların çevresinden ustaca dolanarak "götürmek" de mümkündür. Örneğin, iktidara yakın yayın organlarında çalışan gazeteciler bir eğitim şirketi kurup belediye ihalesine katılıyor ve ihaleyi kazanıyorsa bunun adı "götürmek"tir. Yasal bir sakınca olmasa da bunun "etik" açıdan sakat olduğu ayan beyandır ortadadır.

* Geçtiğimiz günlerde Başbakan'ın yine bütün medyaya yönelik bir saldırı başlatmasının ardında yatan, bu konulardaki haberlerin son günlerde fazlaca görülmesidir.

***

"Götürme" işinin bu kadar canlı bir şekilde sürmesinin temel kaynağı, devletin halen en büyük "patron" olmasıdır. Kamu ihaleleri halen en büyük alışveriş alanı.

Ayrıca, ikinci kamusal patron da yerel yönetimlerdir. Yerinde düzenlemelerle yerel yönetimlerin gerçekten yönetebilmelerini sağlayacak kaynaklar edinmeleri sağlandı. Ancak gerçek hayatta bu kaynakların akışı yine iktidardakine göre yön değiştirmeye devam ediyor.

"Götürmek" fiili bu kadar yaygın oldukça da herkes, her bir güç sahibinin "götürdüğüne" inanmaya fazlasıyla eğilimli olacaktır.

***

AKP iktidarının da önemli kaynakları kendi yandaşlarına doğru çevirdiğinin örnekleri her gün görülüyor. AKP iki seçim kazanmadan önce bu konu üzerinde durmuş ve önceki yönetimleri şu ya da bu ölçüde kirlilikle suçlamıştı. Kamuoyunun genel kanaatine uygun bu kampanya sonuç vermiş ve "temiz" AKP'ye biraz daha oy kazandırmıştı.

Buna karşın AKP'li kadrolar iktidara yerleştikçe rahatladı ve eskisinden farklı olmayan bir düzenin çarkları arasına yerleşti. Temizliği temel niteliği olarak sunan ve geniş kesimleri buna inandıran AKP yönetiminde ise bu tür iddiaların üzerine gitme yönünde herhangi bir kıpırtı görülmedi. Tam tersine, bu çarkın nasıl işlediğini sergileyen örnekleri haber yapan basına tepki gösteriliyor. AKP, gelecek seçimde "temizlik" temasını dört yıl önce olduğu gibi kullanma imkânına sahip değildir. Bu imkân tekrar elde edilmek isteniyorsa, basında yer alan her haberin parti içinde ciddi bir şekilde araştırılması gerekecektir. Ancak Başbakan'ın psikolojik durumunun halen böyle bir temizlenme operasyonuna uygun olmadığı ortada.

Başbakan iddiaları araştırmak yerine basına saldırdığı sürece "cemaatin" ne yapacağı da bellidir.

DİĞER YENİ YAZILAR