Kim ediyor kim etmiyor?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nurettin Ok, hükümeti doğrudan ve tam anlamıyla sözünü sakınmadan "yargıya müdahale" ile suçladı

Haberin Devamı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nurettin Ok, hükümeti doğrudan ve tam anlamıyla sözünü sakınmadan "yargıya müdahale" ile suçladı.

Başsavcı'nın verdiği örnekler şunlar: Van Üniversitesi Rektörü davası, Şemdinli davası, Danıştay baskını davası.

Başsavcı'nın hükümeti suçlarken dayandığı kanıtlar bu davalar hakkında en üst düzeyde etkileyici beyanlarda bulunulması ve emniyetten basına belge ve bilgi aktarılmasıdır.

Ancak Başsavcı'nın "yargıya müdahale" ile sadece hükümeti suçlaması biraz haksızlık olmuştur. Elbette Başsavcı'nın söyledikleri doğrudur ve sadece bugünkü AKP hükümetine özgü bir durum değildir. Her siyasi iktidar, yargıyı "ele geçirilmesi zorunlu alanlardan biri" olarak görür ve buna yönelik faaliyetlerde bulunur. Her adalet bakanının durumuna göre kadrolaşmalar olur, atamalar buna göre düzenlenir. Sonuçta ana sisteme siyaset egemen olur.

Başsavcı Ok, hükümet yetkililerinin beyanlarını yargıya müdahale olarak değerlendirirken, üst düzey bir komutanın, Şemdinli'deki bombalama olayının sanığı olarak yargılanan astsubay için "tanırım, iyi çocuktur" demesini bir müdahale olarak görmemiş ve bunu hatırlatmamıştır.

Ya diğerleri?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Ok, yargıya müdahale örnekleri verirken "ekonomik müdahale"den de söz etmeli ve Yargıtay mensuplarının da adlarının karıştığı "ekonomik müdahale" örneklerini de vermeliydi.

Yargıtay Başsavcısı, "ekonomik müdahale"ye karşı duyulan hassasiyetin bir örneği olarak, son model ithal otomobil kullanan adliye kâtibesi hakkında yapılan işlemi de açıklamalıydı.

Hatta bazı yargı mensuplarının "mafya müdahalesi" altında eğilip bükülebildiğini, bunun son örneği olarak İstanbul'daki bir savcının "görevini kötüye kullanması"nı ve adı mafyaya çıkmış insanlara sağladığı "destek" dolayısıyla yapılan işlemi de hatırlatmalıydı.

Yargının, "siyasi müdahale" konusunda duyarlı olması, buna karşı direnmesi kadar doğal, haklı ve yerinde bir durum olamaz. Ama yargıya müdahale bundan ibaret değildir. Ve ne yazık ki bunun onlarca örneği sık sık kamuoyunun bilgisine yansıyor.

Yargının gerçek anlamda bağımsız olabilmesi için siyasi iktidarın müdahalelerine direnmesi yetmiyor, "ekonomik", "bürokratik" ve "mafya" müdahalelerine karşı da aşırı hassasiyet göstermesi ve bunu halka her durumda anlatması gerekiyor.

DİĞER YENİ YAZILAR