Hafta başında “Durdurun” başlıklı bir yazıda, ülkemizin tümüne büyük acılar yaşatan terörün durdurulması için öncelikle Kürt kökenli vatandaşlarımızın harekete geçmesi gerektiğini söylemiştik.
Sonra bir okurumuz beni saflık ve alıklıkla suçladı. Bunu da dün aktarmış ve neden “saflığı” tercih ettiğimizi anlatmaya çalışmıştık.
Bu yazının üzerine de bir emekli subay okurumuz aradı. Savunduğumuz görüşlerin saflık olmadığını düşündüğünü söyledi ve özetle şu sözleri söyledi:
“PKK terörü bütün Türkiye’nin geleceğini tehlikeye atıyor, ama en fazla da adlarına savaştığını söylediği Kürtlerin geleceklerini tehlikeye atıyor. Askeri yolla hiçbir konuda gelişme olmaz, Türk Silahlı Kuvvetleri tartışılmaz şekilde bunları ezer. Hem de demokratik gelişmeleri sakatlamadan ezer. Ama bunun maliyeti Kürtler için daha fazla olur.”
Arkasından şu soruyu sordu: “Seslerini yükseltmelerini istediğiniz Kürtler kimler?”
“Peki size göre kimlerdir?” sorusuna verdiği cevap ise çok açıktı: “Çok basit: Varlıklarını Türkiye’de yapmış, Türkiye’ye borçlu olan iş adamı Kürtler, kendileri köylerde yaşamalarına rağmen çocuklarını en iyi okullarda okutmuş olan Kürtler; Yılmaz Erdoğan’ı örnek alması gereken bütün Kürt sanatçılar, yazarlar, ressamlar, oyuncular, müzisyenler...”
Yüksek sesle söyleyin!
Bir de bunlara eklenmesi gereken “siyasiler” var. Bu siyasiler bugün sadece DTP içinde bulunanlar değil, AKP’de, CHP’de, ANAP’ta, DYP’de ve diğer partilerde aktif siyaset yapan Kürt siyasilerdir.
Sayıları hiç de az değildir.
Zaman zaman bizde de Batı usulü imza kampanyaları yapılıyor. Bunların kuşkusuz tümü önemli fikirler taşıyor ve bunların topluma iletilmesi doğrudur. Ancak imzalara baktığımızda neredeyse bire bir aynı isimlerle karşılaşıyoruz. Toplumun önünde yer alan Kürtlerin isimlerine ise buralarda hiç rastlanmıyor, ya da hiç denecek kadar azına rastlanıyor.
Oysa onların tümünden gelecek güçlü bir sesin bütün toplumda yankısını bulması kaçınılmazdır.
Bu yankı özellikle savaştan yılmış olan Güneydoğu sakinleri üzerinde etkili olacaktır. Şehit cenazelerinin duygusal ortamına kapılmış diğer insanların da bakışlarını etkileyecektir.
* İnsanın derinliklerini anlayan bir yazarın savaş istemesi, savaşı desteklemesi mümkün değildir.
* Güzel sanatların herhangi bir dalında ustalaşmış olanların savaş istemesi mümkün değildir.
* Bu topraklarda zengin olmuş, varı yoğu bu topraklarda bulunanların savaş istemesi mümkün değildir.
Bunu yüksek sesle söylemeye başlasınlar.
Kim bunlar?
Hafta başında “Durdurun” başlıklı bir yazıda, ülkemizin tümüne büyük acılar yaşatan terörün durdurulması için öncelikle Kürt kökenli vatandaşlarımızın harekete geçmesi gerektiğini söylemiştik
Haberin Devamı

