Kıbrıs'ta son şans

Türkiye'nin birçok konuda önünün açılması, elinin rahatlaması Kıbrıs sorununun çözümüyle mümkün olacaktır

Haberin Devamı

Türkiye'nin birçok konuda önünün açılması, elinin rahatlaması Kıbrıs sorununun çözümüyle mümkün olacaktır. Kıbrıs konusunu sürekli olarak "sömüren", kendi avantajına kullanan taraf hep Rum-Yunan tarafı olmuştur. Öncelikle görülmesi, kabul edilmesi gereken gerçek budur. Kıbrıs'ın bir sorun olarak ortaya çıktığı 1950'li yılların ortasından beri Rum-Yunan tarafı bütün platformlarda daha "önde" olmuş, haksız olduğu her konuda "haklı" çıkmayı başarmıştır. Bu konuda bir sürü mazeret getirilebilir, hatta "Hıristiyan" dayanışmasından dem vurulabilir ama bunların hiçbiri sonucu değiştiremez. Ayrıca "dini dayanışma" iddiasıyla da durumu açıklamak mümkün değildir, çünkü kendilerine "İslam devleti" diyenler bile KKTC'yi tanımamışlardır. Sonuç bellidir: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti hiçbir ülkenin tanımadığı, Türkiye'nin bir eyaleti gibi görülen taraftır. Buna karşılık Rum tarafı, "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak bütün dünyada kabul görmektedir. Bunların yanında Kuzey Kıbrıs'ın, Türkiye'nin bir "küçük aynası" olarak kötü yönetilmesi de Kıbrıs Türklerini Rumların karşısında ekonomik ve toplumsal olarak çok dezavantajlı durumda bırakmıştır.

Ortadoğu'da ve Avrupa'da "yeni düzenler" kurulurken dünya Kıbrıs meselesinden de "kurtulmak" istemektedir. Aslında bu durum Türk toplumu ve Türkiye için bir avantaj olmaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın bizzat girişimiyle hazırlanmış olan ve bir süredir tartışılan planın son şeklinde Türk tarafının birçok çekincesine cevap verildiği de görülmektedir. İlk olarak Türkiye'ye gelen Kofi Annan barış planının son şeklinin aynen onaylanması için taraflara bir hafta daha süre tanımıştır. Son tarih her iki taraf için de 7 Mart'tır. Rum tarafının Avrupa Birliği tam üyelik hakkını aldığından beri "Berlin Duvarı" adını verdikleri bir çizgi izlediği bilinmektedir. Rum tarafının planı, uzlaşmanın olmaması ve Kıbrıs Cumhuriyeti olarak sadece kendilerinin AB üyesi olmasıdır. Bunun ardından yapılan hesap başta iş olmak üzere çeşitli sosyal nedenlerle Rum tarafının Türkler için çekim merkezi oluşturması ve iki taraf arasındaki hattın fiilen yok olmasıdır. Bu durumda Türk tarafının güvenliğini sağlamak için orada bulunan Türk askerinin de varlık nedeni kalmayacaktır. "Berlin Duvarı" planı kısaca budur. Ve bu planın işleyebileceğinin çeşitli belirtileri vardır. Eğer 7 Mart'a kadar bir uzlaşma sağlanmazsa Türk tarafı Kıbrıs Cumhuriyetini oluşturan iki toplumdan biri olarak değil, tek tek Türk vatandaşlarının Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı oldukları bir azınlığa dönüşme ihtimali bulunmaktadır. Kofi Annan planı, Kıbrıs Türk toplumu ve Türkiye için önemli bir imkandır. Bu planın son şekli ortaya çıkarken Rum tarafının özellikle kollandığını da söylemek mümkün değildir. Kıbrıs tek bir toplum olarak Avrupa Birliği üyesi olduktan ve Türkler belli yönetim haklarını elde ettikten sonra Türkiye'nin AB üyeliği süreci de işlemeye başlayacaktır. Bu da bugüne kadar ön planda olan "güvenlik" kavramının içeriğini tümüyle değiştirecektir.

DİĞER YENİ YAZILAR