KKTC Başkanı Rauf Denktaş'ın dün Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden sonra televizyon kameraları önünde yaptığı konuşmayı aktaran görüntüler on-on iki yıl öncesinin bazı görüntüleri gibiydi. "Tekrarlanıyor" gibi gelen on-on iki yıl öncesinin görüntüleri, Doğu Avrupa'daki komünist yönetimlerin liderlerinin bulunduğu görüntülerdi. Bu liderlerin bakışları yıkılmış, yok olmuş dünyalarının siliniyor oluşunun hüznüyle doluydu. "Nerede hata yaptık" sorusunun cevabını kendi kendilerine veremeden tarihe doğru gittiler. Son çırpınışları arasında "emperyalist komplo" gibi sözler geveliyorlardı. Denktaş, dün kameralar karşısında konuşurken aynı hüzünlü gözlerle bakıyordu...
Yaşlı kadın ne demişti
Her şey hızla değişiyor, insanlar yeni ve huzurlu bir dünya istiyor, insanlar barış istiyor, insanlar refah istiyor, insanlar bunlara ulaşmanın mantıklı yollarının denenmesini istiyor... Ama siz, eski kuşak bir siyasetçi olarak ne insanlan anlayabildiniz ne de dünyanın nereye gittiğini... Bunu görebilenler zaten "büyük lider" olarak tarihe geçiyor. Diğerleri ise gözlerine çöken o hüzünlü bakışlarla tarihe karışıyor... İki yıl kadar önce Denktaş'ın kendisine anlattığı bir olayı Mesut Yılmaz aktarmıştı. Denktaş yine ikili görüşmeler için ABD'ye gidecekken yolunu Kıbrıslı bir yaşlı kadın keser. (Kıbrıs'ı bilenler bunu yapmanın çok kolay olduğunu bilirler.) Ve Denktaş'ın ellerini tutup sıkarak "Haydi oğlum, sağlıcakla git sağlıcakla dön ve bil ki hepimiz arkandayız..." diye söze girer, Denktaş birşeyler söylemeye çalışırken de sözünü tamamlar: "Haydi git şu Rumlar'la anlaşıver de bitsin bu sıkıntılar..."
Hiç belli olmaz!
Bu olayı anlatan Denktaş, anlattığı kişi ise Mesut Yılmaz. Mesut Yılmaz olayın ne anlama geldiğini görmüş ama başka yüklerin altında kalmış bir siyasetçidir. Denktaş ise olayın ne anlama geldiğini kavramamakta direndiği içindir ki bugün gözleri sevinçle ışıldamıyor. Hüzün ve şaşkınlık içinde.
Kıbrıs'taki bu gelişmelere adadaki iki tarafın da ve aklı başında herkesin de sevineceği, sevindiği kesindir. Ama belki de çok erkenden sevinmemek gerekir. Burası henüz Avrupa değildir, Ortadoğu'dur. Bir bomba patlar, birilerinin üzerine ateş edilir, belki yine masum çocuklar kurban edilir. 50 yıldır hayatı bu yöntemlerle götürenler Kıbrıs'ta iki tarafta da var ve bunların her türlü sevinci ve umudu boğmak için ne yapacakları hiç belli olmaz.
'Solda birlik' tepkileri
1999 seçimi öncesinde CHP'nin barajın altında kalacağını yazmıştık ve o dönemdeki (bugün de aynı olan) CHP yönetimi çok kızmıştı. Beklenen oldu, önce eve gittiler sonra tekrar geldiler. Şimdi de CHP'nin etkili ve başarılı bir muhalefet çizgisi izlemediği söylenince kızıyorlar, küfür ediyorlar.
Kasım 2002 seçimlerinden çok önce DSP'nin en altlara yuvarlanacağını yazdığımız zaman da DSP'liler bol bol küfür etmişlerdi. Solda birlik ve CHP'nin durumuyla ilgili yazımız üzerine de çok sayıda küfür geldi. SHP'den okunması mümkün olmayan bir faks geldi. Yeni Türkiye Partisi Genel Başkanı İsmail Cem'den de şu not geldi:
"Yaptığınız yorumları saygıyla karşılıyorum. Ancak 'İsmail Cem'in tek başına kaldığı' saptamanıza katılmak mümkün değildir. Bazı değerli arkadaşlarımızın istifa etmiş olmalarına rağmen, Yeni Türkiye Partisi, genel merkezi ve tüm örgütleriyle ayaktadır ve gelişmektedir.... Öte yandan internet koşullarında gerçekleşmiş olması nedeniyle ihtiyatlı yaklaşılması gereken ancak ilginç bir anketi de değerlendirmenize sunarım: Hürriyet Gazetesi'nin internet sitesinde yer alan 1051 yanıtlı anketin 'bugün seçim yapılsaydı hangi partiye oyunuzu verirdiniz' sorusunun cevaplarında, AKP yüzde 27; CHP yüzde 25; YTP yüzde 11; Genç Parti yüzde 10 olarak sıralanmaktadır. Diğer partiler barajın altında gözükmektedir... İsmail Cem, YTP Genel Başkanı."
Kıbrıs'ta kötü mü oldu?
KKTC Başkanı Rauf Denktaş'ın dün Tayyip Erdoğan ile görüşmesinden sonra televizyon kameraları önünde yaptığı konuşmayı aktaran görüntüler on-on iki yıl öncesinin bazı görüntüleri gibiydi
Haberin Devamı

