Genelkurmay Başkanı Org. Özkök'ün Kıbrıs'a ilişkin sözleri, Kıbrıs tüccarlarının elinden çok kullandıkları bir silahı almıştır. Bu silah "Silahlı Kuvvetler bizim gibi düşünüyor" diyerek karşı görüştekileri tehdit etme, korkutma silahıdır.
Kıbrıs tüccarları, Kıbrıs meselesini sürekli olarak iç politika malzemesi ya da oy kazanma aracı olarak gören ve kullananlardır. MHP ve DYP, kırk yıllık edebiyatla oy oranlarını tekrar artırdıklarını düşünerek Kıbrıs ticaretine devam etmektedir.
Kendisine "Kemalist" diyen ve yüzeysel fikirlerle, 50'li yılların Soğuk Savaş üslubuyla ayakta kalmaya çalışan çevreler de aynı Kıbrıs ticaretinin bir kenarından tutmaktadır. Bu ticarete son günlerde, biraz geriden gelmekle birlikte eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de katılmıştır.
Demirel de Annan Planı ile gelecek bir çözümün Kıbrıslı Türkler ve Türkiye'nin aleyhine olduğunu savunmakta, televizyonlarda, radyolarda "hayır" kampanyası yapmaktadır. Demirel, başbakanlığı döneminde Kıbrıs sorununda Türkiye'nin bir adım ilerlemesini sağlayamamış, başaramamış siyasetçilerden biri olmuştur.
Cumhurbaşkanı olduğu dönemde de Kıbrıs meselesi vardı, KKTC vardı. Ve Demirel özellikle Türk cumhuriyetlerindeki etkisiyle çok övünür, sık sık oralara giderdi. Azerbaycan, Gürcistan, Tükmenistan, Kazakistan liderlerinin çok yakın dostları olduğunu sık sık vurgulardı.
Peki onca yakınlığına ve etkisine rağmen Demirel bu ülkelerden herhangi birinin KKTC'yi tanımasını neden sağlamamıştır? Girişimde bulunmuştur da ret cevabı mı almıştır, yoksa hiç girişimde bile bulunmamış mıdır? Ecevit de çözüme karşıdır, Demirel de karşıdır. Her ikisi bu görüşlerini anlatırken 1974'ten sonra başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı yaptıkları dönemde Kıbrıs sorununda Türkiye ve Kıbns Türk halkı için ne gibi bir ilerleme sağladıklarını da anlatmak zorundadırlar. Tabii her ay Kıbrıs Türk liderlerine para göndermek dışındakileri...
Sezer ve "ılımlı islam"
Cumhurbaşkanı Sezer'in ABD'nin "Büyük Ortadoğu Planı" ve ılımlı İslama ilişkin söylediklerini bu planları yapanların da duyması gerekir. Irak'taki son gelişmeler bu ülke için "ılımlı İslam"ın bile ilerleme olacağını göstermektedir. Afganistan için, Pakistan için belki bugün "ılımlı İslam" bir anlam taşımaktadır. Ama Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik bir ülkedir. Türkiye'deki laik ve demokratik düzen sadece daha ileri gitmeye, "mükemmel"e yaklaşmaya çalışmaktadır. Türkiye ile "ılımlı İslam" kavramını bir araya getirmek bile mümkün değildir.
Türkiye için "ılımlı İslamcı" bir yönetimden söz etmek, Türkiye'nin geriye gitmesini istemektir. Türkiye ileriye gidecektir, asla geriye değil.
Kıbrıs tüccarları
Genelkurmay Başkanı Org. Özkök'ün Kıbrıs'a ilişkin sözleri, Kıbrıs tüccarlarının elinden çok kullandıkları bir silahı almıştır. Bu silah "Silahlı Kuvvetler bizim gibi düşünüyor" diyerek karşı görüştekileri tehdit etme, korkutma silahıdır
Haberin Devamı

