Türkiye'nin bir tek Kıbrıs politikası yok. İki Kıbrıs politikası var. Birincisi, hükümetin bir ileri bir geri yürütmeye çalıştığı "uzlaşma" ve çözüm politikası. İkincisi ise otuz yıldır yürütülen "uzlaşmama" ve KKTC'nin bugünkü durumuyla sürdürülmesi politikası.
Otuz yıllık bir süreç sonunda varılan noktada en önemli gelişme de Kıbrıs halkının (gerçek Kıbrıslı Türklerin, Türkiye'den gönderilmiş olanlar değil) KKTC'nin bugünkü haliyle sürmesinden yana olmadıklarını belirtmiş olmalarıdır.
Kıbrıs Türk halkının açık tavrına rağmen "ikinci" politikanın, otuz yılın ucunda duvara vurmuş olan politikanın sürdürülmesi için çalışmanın herhangi bir pratik anlamı kalmamıştır.
Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılmasının Avrupa'daki karşıtları, bu aşamada Kıbrıs sorununu bir tür şantaj gibi kullanıyorlar.
* Aslında ilke olarak ortaya konulan yargı ilk bakışta doğrudur. Bir birliğe eşit haklara sahip bir üye olarak katılmak istiyorsunuz ama bu ailenin 25 üyesinden biriyle ilişkiniz yok. Elbette bu durum mantıklı değildir ama bu durumun bütün Kıbrıs halkının yararına bir çözümle giderilmesi yerine Türkiye'nin sıkıştırılması yolunda kullanılması da haksızlıktır.
* Türkiye, bütün iç sorunlara rağmen Kıbrıs konusunda, Kıbrıs Türk halkıyla birlikte çok önemli adımlar atmış ve gerçek bir çözüme hazır olduğunu ortaya koymuştur.
Avrupa Birliği'ni oluşturan temel ilkeler de Birliğin bu sorunun hiç kimseye haksızlık edilmeden, hiç kimseyi ezik bırakmadan, herkesin haklı bulacağı bir temel üzerinde çözümüne katkıda bulunmasını gerektirmektedir.
* Avrupa Birliği'nin de tek bir Türkiye politikası yoktur. Ve içinde bulunduğumuz dönemde, özellikle radikal İslamın son saldırılarıyla kafası iyice karışmış olan Avrupa kamuoyu ve yöneticileri Türkiye konusunda açık bir politikaya yönelmekte zorlanıyor.
* Bu tıkanıklığı giderecek olan, AB üyesi bir Türkiye'nin önemini görmüş Avrupa'daki güçlerle Ankara'nın açık işbirliğidir. Bu işbirliği için ilk hedef de Kıbrıs meselesinin bir şantaj aracı olmaktan çıkarılmasıdır. Bunun herkesin yararına olacağını Kıbrıs'taki Rum liderler ve Türkiye'deki otuz yıllık politikaya sıkışmış olanlar dışında herkes kolayca görebilir. Yeter ki gerçek bir iyi niyet havası yükselsin.
Aynısını yapmak şart mıydı?
Kıbrıs Rum tarafının futbol takımı dün Trabzonspor'la yapacağı rövanş maçı için geldi. Konuklar havaalanında olağanüstü arandı. Bunun nedeni Türk sporculara maç öncesinde Kıbrıs'ta yapılmış muameledir. Bu "mukabele" kararını verenler olaya biraz farklı bakabilseydi, onların bizim sporculara yaptıkları muameleye rağmen diğer yabancı bütün sporculara yapılan olağan muamele yapılsaydı...
Çoğu kez "mukabele" etmek yerine o küçük olayın dar çerçevesi dışına çıkabilmek diğerleri açısından da eğitici olur. Kıbrıs Rum yöneticilerini, sporcularına herkese yapılandan farklı bir şey yapmayarak utandırsaydık kuşkusuz çok daha iyi olurdu.
Kıbrıs şantajı
Türkiye'nin bir tek Kıbrıs politikası yok. İki Kıbrıs politikası var. Birincisi, hükümetin bir ileri bir geri yürütmeye çalıştığı "uzlaşma" ve çözüm politikası. İkincisi ise otuz yıldır yürütülen "uzlaşmama" ve KKTC'nin bugünkü durumuyla sürdürülmesi politikası
Haberin Devamı

