Kıbrıs... Kıbrıs...

Yirmi sekiz yıl önce, gazeteciliğe ilk başladığımda izlemem ve haberlerini derlemem istenen ilk konu Kıbrıs'tı. Barış Harekâtı'nın üzerinden kısa bir süre geçmişti. Aslında derlenecek, yapılacak haberler Kıbrıs'a ilişkin oturaklı beyanatlardı.

Haberin Devamı

Yirmi sekiz yıl önce, gazeteciliğe ilk başladığımda izlemem ve haberlerini derlemem istenen ilk konu Kıbrıs'tı. Barış Harekâtı'nın üzerinden kısa bir süre geçmişti. Aslında derlenecek, yapılacak haberler Kıbrıs'a ilişkin oturaklı beyanatlardı.
Şu anda köşesine çekilmiş bir emekli diplomata bunu anlattım, o da şunu söyledi:
"Seninki bir şey değil, ben 42 yıl önce Dışişleri Bakanlığı'na girdiğimde ilk Kıbrıs dairesine verilmiştim. 42 yıl sonra gazetelerde aynı sözleri okuyunca benim durumumu düşün..."
Bir ara Kıbrıs'tan o kadar bıkkınlık gelmişti ki, "gazetede bir sayfanın okuyucu tarafından okunmadan çevrilip geçilmesini istiyorsan o sayfanın tepesine Kıbrıs haberi koy" denirdi.

Baykal ne söyledi?!
28 yıl boyunca Kıbrıs'a ilişkin olarak "derinlemesine" hiçbir tartışma yapılmadı. Biraz farklı bir şeyler söyleyenler hemen malum sıfatlarla susturuldu. Bu arada Kıbrıs'ın Türk tarafında tuhaf şeyler de oldu, bombalar patladı, insanlar, gazeteciler öldürüldü...
Dün Deniz Baykal'ı Meclis kürsüsünde dinlerken yine yıllar öncesine gittik. Baykal 28 yıldır duyduğumuz aynı sözleri tekrarladı, ama Kıbrıs'ta hangi noktaya gelindiğini ve bir çözüm için ne yapılması gerektiğini söylemedi.
Baykal dedi ki: Kıbrıs'taki 200 bin Türk vatandaşının güvenliği ve refahı için her şeyi yapacağız...
28 yıl boyunca bu sözler onlarca bakan, başbakan ve sair yetkilinin ağızlarından o kadar çok söylendi ki, Baykal'ın ağzından bir kez daha duymanın bir sakıncası yok.
Yok da...

Bunları görmüyorsanız...
*Kıbrıs'taki "milli dava" konusunda 28 yıl boyunca hiç kimseyi ikna edememişseniz...
*Kıbrıs Türkleri Rumlara göre on kez daha fakirse...
*28 yıl boyunca Türk tarafında taş üstüne taş konulmamışsa...
*Kıbrıs Rum yönetiminin bütün gerçekten Kıbrıslı Türklere "Kıbrıs Cumhuriyeti" kimliği ve pasaportu vermeye hazırlandığını bilmiyorsanız...
*Kıbrıs Rum tarafı "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak AB'ye girdikten sonra bütün Türklerin o yeni pasaporttan alacağını bilmezden geliyorsanız...
*AB'nin Türk tarafına da bir süre sonra Kıbrıs Cumhuriyeti'nin parçası olacak şekilde davranmaya hazırlanmasının anlamını kavramıyorsanız...
*Kıbrıs Rum tarafının Türk tarafıyla ekonomik ve ticari ilişkilere geçme planı yaptığını izlemiyorsanız...
*28 yıldır tekrar edilen laflarla hayatı idare eder, muhalefet yapar "gibi" yapmaya devam edersiniz.

Rum tarafı sevinir!
Çözüm isteniyorsa ve Kıbrıs'ta "korunacak vatandaşların mevcudiyeti" sorununu ortadan kaldıran bir çözüm isteniyorsa "uzlaşma" gerekir.
"Uzlaşma" da karşılıklı tavizlerle bir orta noktada buluşmak demektir.
Eğer 28 Şubat'a kadar bu orta noktada buluşulmazsa Kıbrıs Rum tarafı çok sevinecektir. Çünkü "Berlin Duvarı" planlarını yürürlüğe koymaları ancak bir zaman meselesi olacaktır.
"Berlin Duvarı" olayını da artık anlatmayalım.

DİĞER YENİ YAZILAR