Kıbrıs engeli

Avrupa Birliği'nin Türkiye raporu resmen bugün açıklanacak. Ancak içeriğinin ana hatları daha önce belli oldu. Bu kez raporda "Kıbrıs engeli" en açık biçimde yer almaktadır

Haberin Devamı

Avrupa Birliği'nin Türkiye raporu resmen bugün açıklanacak. Ancak içeriğinin ana hatları daha önce belli oldu. Bu kez raporda "Kıbrıs engeli" en açık biçimde yer almaktadır.

Bunun anlamı şudur:

* Kıbrıs Rum kesiminin Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Avrupa Birliği'nin tam üyesi olacağı 1 Mayıs 2004 tarihine kadar Türkiye Kıbrıs sorununda önemli ilerleme sağlamalıdır.

* Bu "önemli ilerleme"nin temeli de hem Avrupa hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Birleşmiş Milletler açısından "Annan Planı"dır.

* Türk tarafı, yani Denktaş, Annan Planı'nı tümüyle reddetmiştir. Buna karşılık uygulamada bazı rahatlamalar, örneğin iki taraflı geçişlerin serbest bırakılması gerçekleştirilmiştir.

* Avrupa Birliği ve bütün dünya Kıbrıs Rum tarafını "Kıbrıs Cumhuriyeti" olarak tanımakta, Rum yöneticileri bütün Kıbrıs halkının temsilcisi olarak görmektedir.

* Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni Türkiye dışında tanıyan bir ülke, bir devlet ya da bir sivil toplum örgütü yoktur. KKTC toprağı "Türkiye'nin askeri işgali altında" olarak görülmektedir.

Bunlar, bugüne kadar Kıbrıs politikasını yanlış yürüten, bütün gelişmelerin Kıbrıs Türk toplumu ve Türkiye aleyhine seyretmesine neden olanlar tarafından gizlenmeye, laf kalabalıklarıyla unutturulmaya çalışılan gerçeklerdir.

Saklanmaya çalışılanlar
En büyük ve vahim gerçek de Kıbrıs Barış Harekâtı'nın üzerinden 30 yıl geçmiş olmasına rağmen Kıbrıs Türk toplumu ya da KKTC'nin sadece Türkiye'nin desteğiyle yaşayabilmesi ve ekonomik alanda hiçbir gelişme sağlayamamasıdır. Aynı dönemde Kıbrıs Rum toplumu kişi başına 25 bin dolara ulaşan bir gelir ve gelişmişlik düzeyine ulaşmıştır. Bu da, Türk halkı görmesin ve bilmesin diye hamasi nutuklarla saklanmaya çalışılan gerçeklerden biridir.

Bir başka gerçek de Kuzey Kıbrıs'ın yani Türk tarafının bazı karanlık mali operasyonlar, kara para hareketleri için üs olarak kullanılmasıdır. Bu da görmezden gelinmekte ve bugünkü yapının aslında kimlerin çıkanna olduğu gizlenmektedir.

Avrupa Birliği'nin Kıbrıs sorununu Türkiye için resmen "koşul" haline getirmesine itiraz edenler böyle bir koşulun AB üyeliği için esas olan Kopenhag kriterleri içinde bulunmamasını kanıt olarak göstermektedir. Tabii ki Kopenhag kriterleri AB'nin temel ekonomik, toplumsal ve hukuki şartlarını sıralamaktadır. Ama bu kanıta dayanarak Kıbrıs'ta bugünkü durumun devamını savunmak da ne Avrupa ne Amerika ne de dünya gözünde inandırıcı olabilir.

Son otuz yılda dünyanın yarısı değişti, çözülmez sanılan onlarca uluslararası uyuşmazlık çözüldü ama Kıbrıs olduğu gibi duruyor. Bunu uluslararası topluma kabul ettirmek hiç kimse için mümkün değildir. Hele ki temel tez olarak ortaya sürdüğünüz kanıtların herhangi biri dünyayı ikna etmiyorsa, hiç mümkün değildir.

DİĞER YENİ YAZILAR