Haberin Devamı
Son dönemde yapılan bazı araştırmalarda, giderek daha yüksek oranda halkın ekonomik sorunları en önemli sorun olarak gördüğüne ilişkin sonuçlar ortaya çıktı. İşsizlik ve geçim sıkıntısının terör kaygısının önüne geçmesini, bir yanıyla, halkın terörün sona erdirileceğine ilişkin ciddi bir umut taşıdığı şeklinde okumak da mümkündür. Bu yöndeki bir teşhis CHP’nin yeni yönetiminde de etkilemiş ki, seçim kampanyasında “akçalı” konuların ağırlıkta olacağı Genel Başkan’ın kurultaydaki konuşmasından başlayarak kendisi göstermiş oldu.
Kılıçdaroğlu’nun “her yoksul aileye asgari ücret kadar nakit destek” projesi, tekrar hatırlatalım, Brezilya’da Başkan Lula tarafından başarılı bir şekilde uygulanmıştı. Bu uygulama, Brezilya’nın petrol fazlasının etkin kullanılması sayesinde gerçekleştirilebilmişti.
Aynı dönemde Brezilya’nın IMF’ten kredi alan değil IMF’e kredi veren bir ülke haline geldiğini de belirtmek gerek. Brezilya’da yapılanın Türkiye’de de uygulanması ihtimalini araştırmak ve anlatmak durumunda olan ekonomistler henüz görüşlerini açıklamadı. CHP de henüz tam bir hesap sunmadı. Ancak böyle bir uygulamanın gerçekleştirilebilir olmasını, şu andaki karmaşık destek uygulamalarının yerini bu uygulamanın almasını herkes temenni eder.
Seçim kampanyalarının “kesenin ağzını açmak” üzerine kurulduğu durumlarda iktidarda olan her zaman daha avantajlıdır. Nitekim AKP hükümeti de dört koldan bu kampanyayı hızlandırmıştır. Aile ve eğitim yardımları, öğrenci burs ve kredileriyle yapılan yardımlar, çiftçiye faiz desteğinin artması, çok geniş bir mali af, hatta ilk aşamada 50 bin sözleşmeli asker yasası, çok geniş kesimlere az ya da çok ekonomik destek sağlayacak adımlardır. Bunlara kimse “neden yapıyorsun” diye karşı çıkamaz, ancak seçim sonucuna göre, “iktidar para dağıttı seçimi aldı” diye bahane olarak öne sürülür.
Seçime beş kala ekonomik destek hareketleri başladığına göre, bunların devamı da gelecektir. Şu anda yine zamlanmış olan akaryakıt fiyatlarının seçime yaklaşırken aşağı çekilmesine de kimse şaşırmamalıdır. Başka uygulamalar da olacağı, örneğin hükümet kanadından gelen İzmir ve Ege bölgesine yönelik bazı mesajlardan anlaşılıyor. Muhalefetin bunlarla yarışma imkânı çok kısıtlıdır. CHP de aynı strateji üzerine kampanya oluşturursa, “Hıdır... Hızır... Benim adım Kemal” itişmelerinin içinden biraz zor çıkar.

