Pazar günü Irak'ta seçim yapılacak. Bu ne özgür bir seçim olacak ne de ülkenin ortak geleceği için oy kullanılacak. Sünniler seçimi boykot ediyor, Şiiler tek bir cephe halinde katılıyor, Kürtler de Kuzey Irak'taki özerk yönetimi yasallaştırmak istiyor.
* Bu çerçevede bir de Kerkük sorunu bulunuyor. Sorun, Türkmen ağırlıklı olan bölgede, zorla göç ettirilmiş Kürtlerin geri dönüşünü sağlama gerekçesiyle ağırlıklı Kürt nüfusu oluşturma çabasından kaynaklanıyor. Böylece kentin ve bölgenin yönetimi Kürtlere geçecek. Bunun anlamı da en önemli petrol bölgesinin yine Kürtlerin denetiminde olması.
* Bu süreç, petrol gelirine dayanmış bağımsız bir Kürt devletinin ilanına doğru hızlı adımlar atılması anlamına geliyor. Bu planın ne ölçüde hayata geçebileceği henüz bilinmiyor. Ancak bilinenlerden biri, bu plana Amerikan yönetiminin yeşil ışık yakmış olduğu.
* Irak'ın bölünmesi sürecinde petrol varlıkları paylaşılırken ortaya çıkacak durumun sonuçta Irak'ı gerçek bir iç savaşa ya da savaşa götürmesi mümkündür.
Kuzey Irak'ta, birinci savaştan bu yana Kürt aşiret partileri egemenliklerini oluşturmuşlar ve fiilen bağımsız bir şekilde kendi bölgelerini-ülkelerini yönetmektedirler. Amerikan yönetiminin yürüttüğü politika Irak'ı bölmüştür ve bu bölünmede bağımsızlığa doğru en güçlü adımları atan grup, yine Amerikan desteğiyle, Kürtler olmuştur. Kerkük'e fazladan Kürt nüfus getirilmesi ve bu kentin de egemenlik bölgelerine katılması Barzani-Talabani'nin en büyük başarısı olacaktır.
Doğru tercih
Kuzey Irak'taki bağımsız bir Kürt devletinin gelecekteki güvencesi Türkiye ile ilişkilerinin düzeyiyle bağımlıdır. Bu devletin Türkiye ile "özel" ilişkiler geliştirmesi, en başta Kürtlerin yararına olacaktır.
* Barzani-Talabani liderliğinden ilk beklenen ise Kerkük konusunda zorlamaya gitmemeleri ve bölgedeki PKK faaliyetlerine engel olmalarıdır.
Her iki talep de Türkiye'nin doğal hakkıdır ve başkalarının iç işlerine karışma anlamına gelmez.
Türkiye Kuzey Irak'ta kurulacak bir Kürt devletinin gerçek ve samimi "ağabeyi" olabilir. Ancak bunun için Kuzey Iraklı Kürtlerin de politikalarını buna göre oluşturmaları gerekir.
* Türkiye'nin Irak, Kuzey Irak ve Kerkük'teki gelişmeler karşısında askeri müdahalede bulunması gerektiğini savunmak da Türkiye'yi büyük bir bataklığa çekmek anlamına gelir ki, bunun kabul edilmesi mümkün değildir.
* Bu bataklığa girmemesi, Türkiye'nin istemediği gelişmelere sessiz kalacağı anlamına da gelmez. Kuzey Iraklı Kürt liderler önemli bir tercihle karşı karşıyadır ve Türkiye'yi tercih etmeleri herkesin çıkarınadır.
Kerkük'e 'müdahale'
Pazar günü Irak'ta seçim yapılacak. Bu ne özgür bir seçim olacak ne de ülkenin ortak geleceği için oy kullanılacak. Sünniler seçimi boykot ediyor, Şiiler tek bir cephe halinde katılıyor, Kürtler de Kuzey Irak'taki özerk yönetimi yasallaştırmak istiyor
Haberin Devamı

