Beklendiği gibi oldu; anayasa değişikliği paketi kavgası esas olarak Hâkimler ve Savcılar yüksek Kurulu, (HSYK) biraz da Anayasa Mahkemesi ve parti kapatma maddesi üzerinden yürüyor.
HSYK Başkanvekili dün de, yapılmak istenen değişikliğin “yargıya el koymak” olduğunu söyledi. Halkın ve yargının asıl beklentisi olan yargı reformu bu vesileyle bir kez daha gündeme geldi, ama devamının gelmeyeceği de belli oldu.
AKP ve hükümet sözcüleri HSYK değişikliğini savunurken, bu yapılanmanın Batı’dan örnek alındığını söylüyor, çeşitli ülkelerdeki durumu da anlatıyorlar.
İşte “kendine demokratlık” burada bir kez daha ortaya çıkıyor. HSYK’nın yapısını değiştirmek için Batı’daki örneklerin temel alındığını söylüyor, sıra yüzde 10 seçim barajına gelince de “bizim özel durumumuz” diye yan çiziyorsan bunun adı “kendine demokratlık” tır.
“Bizim özel durumumuz” ya da “bize özgü koşullar” bahanesi bugüne kadar hep iyi bir şeyi yapmamak için son “direnç” formülü olarak kullanılmıştır.
“Kendine demokratlar” ; sadece bugünkü AKP’liler değil, bundan önce iktidar koltuğuna ilişmiş her kesimden “kendine demokratlar” işlerine geldiğinde “gelişmiş ülkelerde böyle” diye gerinirler, işlerine gelmediği zaman da “orada öyle olabilir ama bizim koşullarımız farklı” diyerek kaytarmayı başarırlar.
“Bizim özel koşullarımız” ın ne olduğu da hiçbir zaman açıkça söylenmez, tartışılmaz. Bu koşulların çok “ciddi” olduğu yüz ifadeleriyle belli edilir.
HSYK için AB uygulamaları örnek alındıysa, yüzde 10 barajın indirilmesi için de hemen aynı uygulamaları örnek alalım; siyasi parti kapatmayı siyasi vizeye bağlamak yerine AB’nin “Venedik kriterleri” ni örnek alalım. Hatta devam edelim, siyasi partiler yasasını da AB örneklerine göre değiştirelim, TCK’daki “bize özgü” maddeleri de AB’de geçerli sisteme uyduralım...
Ama olmaz, bunlar yapılamaz çünkü “bize özgü koşullarımız” dolayısıyla bize AB ölçüsünde demokrasi yaramaz, Allah korusun; bu halk demokrasiyi kötüye kullanır, ülkeyi böler ya da irticanın pençelerine atar!
Ankara “bize özgü demokrasi” yi “kendine demokratlık” saikiyle icat etmiştir ve sonuna kadar da direnecektir.
Bu nedenle de Türk vatandaşlarının AB vatandaşlarıyla eşit haklara sahip kılan bir anayasa yapılmayacak, HSYK kavgasıyla vakit geçirilecektir. Ankara’daki seçilmiş ve atanmışlar bu temel konuda hemfikir oldukları için Türk vatandaşları, AB vatandaşlarına göre “ikinci sınıf” olarak kalacaklardır.

