Merkez Bankası Başkanı atanması meselesi artık neredeyse skandala dönüştü. Yönetim beceriksizliği, siyasi deneyim eksikliği, kadrolaşma merakı vb. bütün eleştiriler hükümetin en tepesine yüklendi.
Başbakan ne gibi terslenirse terslensin, Deniz Baykal'a nasıl anında laf yetiştirirse yetiştirsin, ana meselede tamamen kendi kendine çelme atmış durumdadır.
Merkez Bankası'na Başkan atanmasında da diğer köklü kurumlarda olduğu gibi, bazı gelenekler vardır. Bunun yanında bankanın özerk yapısının güçlendirilmesi ve korunması "taahhüdü" vardır.
Eğer hükümetin tepesi bunları göz önüne alıyor, yanısıra iç ve dış ekonomi çevrelerine güven vermek ve Merkez Bankası'nın özerkliği konusundaki kararlığını göstermek istiyor olsaydı, yapacağı tek şey vardı: Son başkan Süreyya Serdengeçti'nin bir dönem daha görevde kalmasını sağlamak.
Böyle yapsaydı neler olacaktı veya olmayacaktı?
Kimin kusuru?
Öncelikle anlamsız ve kısır bir türban tartışması olmayacaktı.
Uluslararası finans kuruluşları ve iç ekonomik çevreler, ekonomik programın sürdürüleceği ile ilgili kuşkulara kapılmayacaktı.
Hükümetin önemli görevler için kendine yakın kişileri aradığı ve bu unsura o görevle ilgili ehliyetten daha fazla önem verdiği kaygısı yaratılmayacaktı.
Hükümet ile Cumhurbaşkanı arasında devam eden atama krizinin sona ereceği ve bazı makul noktalarda buluşma sağlanacağı umudu doğacaktı.
Hükümetin zaman zaman ülkeyi germeye varan inatlaşma tavırlarını terk etmeye başladığı izlenimi yaratılmış olacaktı.
Olacak ve olmayacak olanlar bu kadar basittir. Oysa hükümetin en tepesi bunların tam tersini seçmiş ve kendi kendisine çelme takma durumuna düşmüştür.
Başbakan, son düştüğü durumun faturasını sürekli olarak medyaya ve CHP'ye çıkarmaya çalışıyor. Oysa en sade vatandaş bile bu meselede ne medyanın ne de CHP'nin bir dahli bulunduğunu kolayca görebilir.
Başbakan kendi başına sahaya çıkmış, kendi kendine bazı hareketler yaparken yine kendisine çelme takmış ve yere düşmüştür. Bunun acısını çıkarmak için gerilim politikalarından fayda ummasının da bir anlamı yoktur. Her şey, herkesin gözü önünde oldu.
Siyasette en kötü şey kendi kendine çelme takmaktır. Ve faturasının ne olduğu da bellidir.
Kendi kendine çelme
Merkez Bankası Başkanı atanması meselesi artık neredeyse skandala dönüştü. Yönetim beceriksizliği, siyasi deneyim eksikliği, kadrolaşma merakı vb. bütün eleştiriler hükümetin en tepesine yüklendi
Haberin Devamı

