Kedinin köpeğin hakkı...

Molla Camî'nin, "şaka-latife" adı altında toparladığı anlatılardan biri şöyledir

Haberin Devamı

Molla Camî'nin, "şaka-latife" adı altında toparladığı anlatılardan biri şöyledir:

"Bir bahar günü birkaç arkadaş gezme, manzara seyredip hava alma ve eğlenme kasdiyle kıra gittik. Çok güzel ve hoş bir yerde oturup soframızı kurduk. Uzaktan bir köpek soframızı görerek hemen yanımıza" geldi.

Arkadaşlardan biri yerden bir taş alarak onu ekmek atar gibi köpeğin önüne attı.

Köpek önüne atılan şeyi kokladı ve geri dönüp gitti. Daha sonra ne kadar çağrıldıysa da, aldırış bile etmedi ve tekrar gelmedi.

Arkadaşlar hayretten donakaldılar. İçlerinden biri dedi ki:

- Neden geri gelmedi biliyor musunuz... Köpek kendi kendine şöyle düşünmüş ve demiştir ki; bu herifler hasislikten ve açlıktan taş yiyor. Bu gibi adamlardan ne hayır gelir? Onların sofrasından ne umulur ve ne fayda beklenir?..

* Molla Camî'nin hissesi: Efendi sofrasını kurdu mu sevinir, keyf eder. O sofrada uzaktan veya yakından başkalarının da payı vardır. Ama ne yazık ki zavallı kedinin nasibi, hissesi yakından sopa; biçare köpeğin kısmeti, payı da uzaktan taştır...

***

Molla Camî, "kanaat denilen fazilet"le
ihtiras ve tamah denen zaaflara dikkat çekmek için, yine köpeğin konuştuğu bir hikâye anlatır:

"Köpeğe demişler ki: Niçin senin bulunduğun evin etrafında dilenci dolaşmaz; yattığın eşiğin üzerinden geçmez? Bu nedendir?
Köpek, sebebi budur, diye şu cevabı verdi:

- İhtiras ve tamah denilen şey benden uzaktır. Ben, kanaatkârlığımla meşhurum. Ben, bir sofradan atılan kırıntı ekmek ve bir kebaptan fırlatılan kuru kemikle kanaat eder, memnun kalırım.

Ama dilenci öyle mi ya? Dilenci ihtiras ve tamah maskarasıdır. Daima açlıktan dem vurur. Hiçbir zaman karnım toktur demez. Tarlasında bir haftalık yiyeceği bulunduğu halde bir gecelik ekmek için dolaşır durur ve dilenir. Sırtında on günlük gıdası bulunduğu halde elinde dilencilik sopası, gezer durur.

Kanaat denilen meziyet ve fazilet ihtirastan, tamahtan uzaktır. Kanaatkar kimseler harislerden ve tamahkârlardan nefret ederler."

* Molla Camî'nin hissesi: Kanaat denilen fazilet, ayak bastığı her gönülde ihtiras ve tamahın elini bağlar. Kanaatin, kendi faziletini gösterdiği her yerde hırsın pazarı kesatlığa uğrar ve hırsın açtığı savaş sökmez...

***

Hırs ve tamah üzerine bir "şaka" da şudur:

"Bir erkek evlada şöyle bir sual sordular: Mirasına konmak için babanın ölümünü bekler ve ölmesini ister misin?

Erkek evlat şu cevabı verdi:

- Hayır, ölmesini istemem. İsterim ki onu öldürsünler de hem mirasını hem de kanının diyetini alayım."

* Molla Camî'nin hissesi: Malı için babasını seven evlat ister ki babası hayatta kalmasın da malı kalsın. Hele buna da kanaat etmeyip babasının öldürülmesiyle, mirasla beraber bir de diyet beklemek ve istemek! Bu kafiyen hoş bir şey değildir. Yazık! Ne iğrenç şey.

DİĞER YENİ YAZILAR