Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak ulaşılan yeni bilgiler, arkada oldukça derin ve karmaşık ilişkiler bulunduğunu gösteriyor.
Polis muhbiri olan bir kişinin olayın en başından itibaren bağlantılı olduğu kamu görevlilerini bilgilendirdiği artık kesinleşti. Hatta olayın hemen ardından bu kişinin, katilin kimliği ile ilgili bilgileri bile resmi görevlilere aktardığı telefon kayıtlarından ortaya çıktı.
Halk arasında yaygın bir inanç vardır. Böyle karmaşık durumlar ortaya serildiği zaman en sade vatandaş bile devletin aslında ne olup bittiğini bildiğine inanır. Hrant Dink cinayetinin ardından gelen her bilgi kırıntısı, en azından bu olayın öncesini, gerçekleşme sürecini devletin içinde bulunan bazı kişilerin bildiğini kanıtlıyor.
Bu cinayetin, bütün Türkiye’nin sırtına hak etmediği yükler getirdiği bir gerçek olarak halen karşımızdadır.
ABD Kongresi’nden Ermeni soykırımı kararının çıkmaması için yapılan bütün girişimler konuşulurken, Amerikalı siyasiler meselenin çeşitli yönlerini tartarken, her aşamada Hrant Dink cinayeti gündeme geliyor. Dışarıda yapılan değerlendirmelerde, yorumlarda da yine aynı inanç, çeşitli şekillerde tekrarlanıyor: Türk devleti içindeki bazı kişiler bu cinayeti önceden biliyordu, ama durdurmadılar, gerekli önlemleri almadılar.
Bu cinayet dolayısıyla, Hrant Dink’in daha önce aldığı tehditler dolayısıyla bazı suç duyuruları da yapıldı. Bu suç duyurularında adı geçen kişilerden bazıları eski kamu görevlileri, hatta adları Susurluk çetesine kadar uzanan kamu görevlileri. Bu kişiler hakkında o zaman da bir işlem yapılmadı, şimdi de yapılmıyor.
Bu eski kamu görevlileri ile bağlantılı yine bazı eski kamu görevlilerinin adları Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet Gazetesi’nin bombalanması olaylarını gerçekleştiren kişilerle ilişkili olarak da anılmıştı. Sonra bu yöndeki araştırmalar da durdu. Bu olaylarla ilgili olarak adı geçen bir eski subayın kalbine bıçak saplayarak intihara kalkışmış olmasının da üzerinde durulmadı. Bu kişiler sorgulandı ve salındı.
Bir tarafta Danıştay’da katliam girişiminde bulunan ve babasının, “vatan için görev yaptığını” söylediği ve kendisiyle övündüğü bir katil var. Diğer yanda belli ülkücü kuruluşlar içinden gelen ve bazı emniyet görevlilerinin bilgisi dahilinde Hrant Dink’i öldüren katil var. Bunların arasında da yine belli isimler çıkıyor.
Ama bu isimlerin üzerine gidilmesinin, bunların bu olaylarla bağlantılarını ortaya çıkarılmasının gerçekten istendiğine dair bir faaliyet görünmüyor.
Bu noktada da herkes aynı soruyu sormaya devam ediyor: Devlet içinde, siyaset içinde bu kişiler özellikle korunuyor mu?
Adları geçen bazı kişilerin emekli subay olmaları aslında bu meselenin üzerine Genelkurmay’ın da gitmesi ve bu örgütlenmelerin çözülmesi için katkıda bulunması beklentisini ortaya çıkarıyor.
Hrant Dink cinayetinin “milliyetçi duygularla işlenmiş basit bir cinayet” olmadığı çoktan belli oldu. O zaman bu ülkeye gerçek anlamda hizmeti, yani bu halkın ve ülkenin temizlenmesi için bütün yetkili kurum ve kişilerin çaba göstermesini, eğer birileri ellerini tutuyorsa onların da açığa çıkarılmasını beklemek her vatandaşın hakkı ve görevidir.

