Haberin Devamı
Anayasa Mahkemesi kararının ardından, hemen bütün ilgililerin memnuniyetsizlik belirtmesi biraz kafa karışıklığı yarattı.
Bu kararla kimin kazandığını, kimin kaybettiğini, AKP karşıtlarının ağır küfürlerine rağmen serinkanlılıkla tespit edebiliriz.
AKP kazandı. En kötü senaryoya hazırlamışlardı, geniş bir iptal kararının ardından erken seçime gitmek zorunluluğuyla kendilerini “kaybetmiş” sayacaklardı.
AKP, karar dolayısıyla Yüksek Yargı’yı tam istediği gibi yapılandırma olanağını kaybetti. Ama varolan yapıyı bozmayı da başarmış oldu...
Yüksek Yargı kaybetti. Daha geniş bir iptal kararı bekliyor, şu andaki yapısında en küçük bir değişiklik bile istemiyordu. Anayasa Mahkemesi bu isteği yerine getirmedi. Ama “teselli” kabilinden, AKP’nin kendisinin ve HSYK’nın yeni yapısını tam istediği gibi oluşturabilmesini önleyen bir karar çıktı.
Kuşkusuz ki tartışmanın başından beri aldığı tavır dolayısıyla, yüksek yargı ağır yenilgi tarafındadır.
Anayasa Mahkemesi kaybetti. Kendi kararıyla, bilerek, isteyerek kaybetti. Anayasa’dan aldığı yetkisini aştı, anayasa değişikliğini “esas”tan inceledi ve bunu en yetkili ağızlardan itiraf etti.
CHP çok kaybetti. Anayasa paketinin getirdiği yeni düzenin rejimin temel ilkelerini sarsacağını savunuyordu ve Anayasa Mahkemesi’nden de bu yönde bir karar bekliyordu. Eğer istediği olsaydı AKP’yi erken seçime götürmüş olacak ve bu seçime yüksek bir moralle gidecekti. Ama bu kararla anayasa referandumunda halkın hayır demesini isterken dayanacağı “hukuki” temelleri de kaybetti.
CHP Genel Başkanı, mağlubiyet şokunun altında, referandumda hayır diyeceklerini söylerken “hayırda hayır vardır” dedi. Bu slogan, 1961 Anayasası‘na hayır denilmesini isteyen Demokrat Parti taraftarlarına aittir ve o referandumda 1961 Anayasası yüzde 60’ın üzerinde bir oranla kabul edilmiştir. Kılıçdaroğlu’nun “hayırda hayır vardır” demesi, CHP’nin bu hukuk mücadelesinde kaybettiğinin itirafı olarak kayda geçecektir.
MHP kaybetmedi. Meclis’te muhalefetini CHP’den farklı bir şekilde gösterdi, mahkemeye gitmedi, halen de kararı halkın vermesi gerektiği üzerinde duruyor ve hayır kampanyası yapacağını tekrarlıyor.
Anayasa Mahkemesi kararının ardından kazanan-kaybeden çizelgesi bu kadar açık...
Ama bu çizelge, Türkiye’nin çağdaş ve demokratik bir anayasa ihtiyacının giderilmesi için hem siyasette hem de yargıda ciddi zihniyet değişikliklerine ihtiyacı olduğunun da en büyük göstergesi.

