Kaybettik, tekrar bulduk... mu?

Bu bir siyasi fıkradır: İki arkadaş kahvede otururken canları sıkılır. "Haydi bir kaset alalım, seyredelim" derler. Seçtikleri film bir dağcının hikâyesini anlatmaktadır

Haberin Devamı

Bu bir siyasi fıkradır: İki arkadaş kahvede otururken canları sıkılır. "Haydi bir kaset alalım, seyredelim" derler. Seçtikleri film bir dağcının hikâyesini anlatmaktadır.

Filmin ortasında dağcı zirveye epeyce yaklaşmışken biri diğerine "İddiaya girelim mi, zirveye çıkamayacak" der. Diğeri "Kabul, eminim çıkacak" diye cevap verir ve iddiaya tutuşurlar.

Biraz sonra dağcı fazla da sorunlu olmayan bir noktada kayar, zirveye ulaşamadan aşağı düşer. İddiayı teklif eden arkadaş, "Ben kazandım ama iddiadan vazgeçtim çünkü bu filmi daha önce görmüştüm, düşeceğini biliyordum" der. Diğeri cevap verir: "Ben daha önce üç kez düştüğünü gördüm, belki bu kez çıkar diye umut ettim..."

Başbakan'ın borcu var
Bu fıkrayı bazı siyasiler, Tayyip Erdoğan'ın son TCK-zina düşüşü üzerine anlatıyorlardı.

Tayyip Erdoğan yine dağın tepesine ulaşamadan düştü, ama son anda ayağa kalktı. Zirveye çıkmayı başarıp başaramadığını yıl sonunda göreceğiz.

Yıl sonunda, çünkü 6 Ekim'de çıkacak raporun olumlu olacağını artık biliyoruz. (Tabii şu 15 günde yeni bir şey olmazsa...)

* Yıl sonunda Avrupa ülkeleri liderlerinin vereceği karar asıl karar olacaktır.

* Son tartışma başladığı andan itibaren Batı kamuoylarında dolaşan Türkiye hakkındaki soru işaretleri derinleşti. Son birkaç aydır, yoğun çabalar sonunda Batı medyası ve kamuoyları Türkiye'yi "kabullenme" noktasındaydı. Fakat zina meselesi bütün bu havayı tersine çevirdi.

* Şimdi Türkiye, tekrar kendisini anlatmak zorundadır. Bu zina meselesinin yarattığı tahribatı gidermek için gerçekten çok çalışmak gerekmektedir.

İçerden baktığımızda da Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Türk halkına bir açıklama borcu vardır.

İçerden yapılan uyarıları neden dikkate almadığını ama Brüksel'e gittiğinde bunu neden yaptığını açıklamak durumundadır.

Türk Ceza Kanunu'nun neden Meclis'te geri çekildiği, böylece fiilen bir ay ertelenme girişiminde neden bulunulduğu konusunda da Türk halkı aydınlatılmalıdır.

Türk halkı AB'yi bir anda kaybeder gibi oldu, sonra bir saatlik bir görüşmeden sonra tekrar buldu.

* Gerçekten bulduk mu? Bunun için önümüzde hiç de kısa olmayan bir yol var.

Dağcılar ne kadar çok düşerse bu yol da o kadar uzar.

DİĞER YENİ YAZILAR