Haberin Devamı
Ankara’nın dünyanın neresinde olduğunu hâlâ devam eden “kaset” savaşları gösteriyor. Herkes herkesi dinlemiş de dinlemiş, herkes herkesi fişlemiş, herkes herkesi düşman ya da hain diye görürmüş...
İlişkilerin bu düzeyde olduğu bir başkentimiz varken, orada yaşayan seçilmiş ya da atanmışların bu ülkenin kaderini değiştirmesini, muasır medeniyete ulaştırmasını bekliyoruz.
“Muasır medeniyette” herkesin birbirini dinlemesi diye bir şey olmayacağına göre ya “muasır medeniyet” olacaktır ya da bu birbirini dinleyen Ankaralılar. İkisi birden aynı anda varolamaz.
“Muasır medeniyetler”de gizli dinleme olayları olmuyor mu, oluyor; ama yapanın kafasına gök kubbeyi indiriyorlar. Onu insan içine çıkamayacak hale getiriyorlar.
Muasır medeniyette “kamu vicdanı” diye bir şey var, kimseyi affetmiyor. Bizde “muasır medeniyet” olmadığı için “kamu vicdanı” herkesi affediyor.
Anayasa Mahkemesi üyesinin eşi dinleniyor, iki günde unutuyoruz. Ergenekon’cuların onlarca kişiyi dinlediği ortaya çıkıyor, kimse olayın üzerine gidip bunu yapanlara dünyayı dar etmiyor.
Ama Ergenekon davasında sanık bir emekli generalin eşi de dinleniyor. Yeni öğrendik, eski genelkurmay başkanları bile dinleniyormuş.
Bu gizli dinleme faaliyetleri o hale gelmiş bazı gazeteciler başka gazetecileri dinliyormuş.
“Kamu vicdanı” kendisini gösterip, hepsine, dinleyen kim olursa olsun, aynı tepkiyi gösterip hepsini sokağa çıkamayacak hale getirmediği için “muasır medeniyet”e uzaktan bakmakla yetiniyoruz.
Bu ülkenin bakanları var; görevleri vatandaşın her türlü güvenliğini sağlamak olan bakanları var, memurları var. Neden harekete geçip bu gizli dinleme rezilliğinin sona ermesi için bir şey yapmıyorlar, diye sorulabilir.
O zaman da şunu hatırlayalım.
Başbakan’ın hedef seçtiği yayın kuruluşunun üst düzey mali sorumlusunun bir maliye bürokratıyla konuşması da dinleniyor ve “servis” ediliyor.
Herkesin herkesi “dinlediği” bir ülkede yaşamaktan daha acısı, kimsenin bu durumu değiştirmek için parmağını bile kımıldatmaması.
Bu rezilliklere alıştıkça, aldırmadıkça; bu rezillikleri kanıksadıkça, “muasır medeniyeti” rüyamızda görmeye devam edeceğiz.

