Karganın biri kendine yiyecek bulmak için sağda solda dolaşıyordu. Derken bir kartal gördü. Kartal gökyüzünden yere doğru şimşek gibi iniyor, bir anda hedefinin üzerinde beliriyor ve kendisine hiçbir şans bırakmadan avını yakalayıp gidiyordu.
Karga önce kartalın bir kuzuyu kapıp götürdüğünü gördü. Kartalın uçtuğu yöne doğru gitti, uygun bir yer bulup tüneyerek kartalı beklemeye başladı.
Bir gün sonra kartal yine ortaya çıktı. Yine önce hedefini gözüne kestirdi. Sonra şimşek gibi daldı ve bir kuzuyu daha kapıp gitti.
Kendisi aç aç dolaşırken, kartalın böyle seçtiği kuzuyu kapıp götürüvermesi kargayı çok kıskandırmıştı.
Oturup düşündü: Kartal avına nasıl ulaşıyordu, uçarak. E kendisi de bir kuştu, o da uçabiliyordu. Kartalın kanatları vardı, kendisinin de kanatları vardı. Kartal avını pençeleriyle tutup götürüyordu. E onun da pençeleri vardı...
Karga bu şekilde düşüne düşüne kendisini iyice havaya soktu. Görünüşte kartaldan herhangi bir eksiği yoktu. Demek ki kartalın yaptığı gibi yaparsa karnını da bir kartal gibi doyurabilecekti. Hemen işe koyuldu.
Birkaç gün sonra artık bir kartal gibi davranmaya tamamiyle hazırdı. Tıpkı kartallar gibi gökyüzünde daireler çizmeye başladı. Böyle döndükçe de kartaldan hiçbir farkı olmadığına inandı, kendisini bir kartal gibi hissetti.
Biraz uçtuktan sonra bir koyun sürüsü görür gibi oldu. Daha iyi görebilmek için iyice alçaldı. Evet, bir koyun sürüsü, başlarındaki çoban, dolaşıp otluyordu.
Aralarında kuzu var mı diye bakındı ve birini hedef olarak belirledi. Kartaldan gördüğü gibi hedefine doğru uçtu, kuzunun üstüne kondu ve tıpkı kartal gibi pençelerini kuzunun postuna geçirdi. Sonra kanatlarını çırpa çırpa tekrar havalanmayı başardı. Fakat pençelerinde kuzu filan yoktu. Biraz tüy vardı, hepsi o kadar.
Yükselirken bir yandan da düşündü, "herhalde kuzuya biraz daha sıkı yapışmam gerek" diye bir karara vardı.
Sürünün çobanı şaşkın şaşkın olup biteni izlerken karga tekrar alçaldı, yine bir kuzunun üzerine indi, pençelerini kuzunun sırtına sıkı sıkı geçirdi, ama bu sefer de havalanamadı. Kanatlarını deli gibi çırptı; uğraştı, uğraştı, uğraştı ama kuzuyu alıp havalanmayı başaramadı.
Mecali tükenip pençeleri kuzunun postuna geçmiş halde öylece dururken çoban geldi, elindeki sopayı karganın kafasına indiriverdi.
Yere serilen karga "kartaldan bir farkım yok; uçmaksa uçuyorum; kanatsa kanat, pençeyse pençe, bunlar bende de var ama bir türlü beceremedim" diye hayıflanıp hâlâ nerede hata yapmış olabileceğini düşünüyordu.
Çobansa sürüsüyle birlikte uzaklaşırken "Bu aralar kendisini kartal sanan kargalar çoğaldı" diye kendi kendine gülüp söylenmekteydi.
Kartallığa kalkışan karga
Karganın biri kendine yiyecek bulmak için sağda solda dolaşıyordu. Derken bir kartal gördü. Kartal gökyüzünden yere doğru şimşek gibi iniyor, bir anda hedefinin üzerinde beliriyor ve kendisine hiçbir şans bırakmadan avını yakalayıp gidiyordu
Haberin Devamı

