Haberin Devamı
Cumhurbaşkanı Gül’e 100 imzalı bir mektup verildi. İmzalayanlar üniversite öğretim üyeleri, topluma dönük çalışmalarıyla tanınmış kişiler. Aralarında sanatçılar da var.
Mektup diyor ki: “Kardeşçe yaşamayı özledik.” Konu türban değil, terör ve Kürt sorunu. İçeriğinde daha önce söylenmemiş olan yeni bir öneri bulunmuyor. Meselenin en akılcı şekilde tartışılması için dile getirilmiş olan önerileri özetliyor ve ülkenin bütünlüğünden sorumlu olan Cumhurbaşkanı’nın konuya eğilmesi isteniyor.
Türban meselesinde birbirine karşı büyük güvensizlik beslediğini ilan eden ve karşılıklı konuşmayı reddeden tarafları barındıran bir toplumsal yapının, terör ve Kürt meselesi konusunda daha akılcı olabileceğini beklemek kimilerine aşırı bir iyimserlik gibi görünebilir.
Dağdakilerin inmesini sağlamak için gerçekçi ve sonuç alınabilir bir girişimde bulunulmadı. Tam tersine, DTP’nin üzerine gidiliyor ve Kürt kökenli siyasilerin siyaset yapma olanaklarının kısılmasına çalışılıyor. DTP’nin siyasi çizgisiyle ilgili olarak her türlü eleştiri yapılabilir, partinin demokratik yapısındaki eksikler de açıkça söylenebilir, söylenmelidir. Ama “siz yasal siyaset yapamazsınız” anlamına gelecek girişimlerde bulunmak sadece sorunları biraz daha çözümsüz hale getirmeye yarar.
100 imzalı mektup, bu meselede akılcı çözümlere doğru yönelmedikçe dipten gelen radikal milliyetçi rüzgârın daha büyük sorunlara yol açabileceğine de dikkat çekiyor.
Bu durum sadece Türk tarafı değil Kürt tarafı için de geçerlidir ve o rüzgârların yükselmesi iki taraf açısından da provokasyonlara açık bir ortamı besler.
Kendisine güvenen bir toplum, içinde yaşayan ve halinden şikâyetçi olan herkese, her kişiye “senin derdin nedir, gel anlat bakalım” diyebilen bir toplumdur. Bu toplumun devleti de hiç kimseyi ve hiçbir farklı düşünceyi düşman görmeyen çağdaş devlettir.
100 imzalı mektubu umarız Cumhurbaşkanı dikkatle okumuş ve kendi imkânları içinde ne katkıda bulunabileceğini düşünmeye başlamıştır. Mektup ve içeriği, türbanla ilgili “çeneden bağla, yandan bağla” tartışmalarıyla kıyaslanamayacak önemdedir.
Belki Başbakan da, AKP, CHP ve MHP’nin önde gelenleri de bu 100 imzalı mektubu okumak isteğinde bulunmuşlardır. Belki Başbakan bu mektubun imzacılarından bazılarını davet edip konuşmak ister. Belki CHP Genel Başkanı Baykal da aynı şeyi düşünmüştür. Belki MHP Genel Başkanı da “Bunlar ne diyor” diye merak etmiştir.
“Kardeşçe yaşamayı özledik” diyenlerin ne dediğini anlamaya çalışanlar, anlamsız türban tartışmalarının içinde boğulmanın maliyetini görebilenlerdir.

