Kaptanı bayılmış, dümeni boşta

Haberin Devamı

Siyasi yorum yapmak çok kolay. AKP bir gün önceki Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisini duyunca öfkeyle sıçradı, dün ikinci ağır darbeyi de Danıştay’dan aldı.

Danıştay bildirisi de tümüyle Yargıtay bildirisi paralelinde.

Böylece yüksek yargının en tepesindeki üç kurumun ikisi AKP hükümetine açıkça tavır almış oluyor. Üçüncü kurum da Anayasa Mahkemesi’dir, zaten AKP de onun karşısında davalı durumunda.

***


Erdoğan bir ara “kuvvetler ayrılığı” sözünü çok sevmişti, olur olmaz kullanıyordu.

Kuvvetler ayrılığındaki “kuvvetler” yasama, yürütme ve yargıdır. Yasama, yani Büyük Millet Meclisi AKP’nin elinde. Buna karşılık AKP iki günde yargı ile tam bir “savaş” haline girdi.

Açık demokratik toplumlarda oynadığı rol ve kazandığı işlev dolayısıyla medya için de diğer üç kuvvetin yanında “dördüncü kuvvet” denilmiştir.

AKP ve hükümeti, medya ile arasında birkaç yıl süren iyi ilişkileri devam ettiremedi. Bu nedenle tümüyle kendisine bağlı ve “sözcü” gibi davranan gazete ve televizyonlara ihtiyaç duydu, bunun yollarını da fazla zorladı.

Kısaca, dört kuvvetin ikisi AKP’nin kendisi, diğer ikisi de “karşı” kuvvet durumunda.

Aslında AKP’nin savaştığı kurumlar bunlardan ibaret değil. Merkez Bankası yönetimi ile de yoğun bir mücadele içinde. Ekonominin en tepesindeki kurum AKP hükümetinin “popülist” taleplerini reddettiği için “karşı kuvvet” konumuna geçti.

***


AKP hükümetinin arasını bozmayı başardığı bir başka önemli kurum da üniversitedir. Hükümet YÖK operasyonu ile bu mücadelede “kısmi bir başarı” kazanmış görünebilir, ama üniversite kurum olarak AKP’den kuşkulanmaya, uzak durmaya devam ediyor.

1 Mayıs olayları da çalışanları temsil eden bütün sendikalarla AKP’nin arasını tümüyle bozdu. AKP’ye bağlı olanı dışında iki büyük işçi konfederasyonu da AKP için tümüyle “karşı kuvvet”tir.

Buna Hükümet ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasındaki mesafeli ilişkileri de eklersek AKP’nin ve hükümetinin kendisini göz göre göre soktuğu dar boğaz net bir şekilde ortaya çıkıyor.

Bu manzaranın ucundaki soru da bellidir: Hükümet neyi yönetiyor?

AKP hükümeti bir süredir hiçbir şeyi yönetemiyor. Başındakiler kendi dertleriyle meşgul, kendi gelecek hesaplarına dalmış durumda.

Bu sarmaldan çıkışın yolu da belli: Sandık ortaya çıkar, takkeler düşer keller iyice görülür.

* Yıllık izin hakkımın kısa bir bölümünü kullanacağım. Haftaya tekrar görüşmek üzere iyi günler, iyi yarınlar. O. G.

DİĞER YENİ YAZILAR