Kapalı kapı ile aralık kapı

Haberin Devamı

İki muhalefet partisinin, AKP hükümetinin Kürt açılımıyla ilgili politikaları iyice belirginleşti. MHP kapıyı kapattı, kulağını tıkadığını açıkladı. CHP ise gelişmelere göre taktikler geliştirmek üzere kapıyı aralık tutmaya devam ediyor.

Türkiye’nin her türlü “demokratik açılımı” konusunda kuşkulu, ülkenin dünyaya “kapalı” yaşamasının her zaman daha güvenli olduğunu düşünen bir kesim var. Bu kesim için her değişiklik korkutucu, her “yabancı” düşman. MHP bu kesimin sözcüsüdür. Bu kesimin, anti-demokratik bir yapının daha büyük tehlikelere yol açacağına, demokrasinin en iyi hayat tarzı olduğuna inandırılması hâlâ mümkün olamamıştır.

MHP bu kesimin beklediği gibi kapılarını kapattı ve terörün sona ermesi yolunda atılacak hiçbir adımı desteklemeyeceğini ilan etti.

***


CHP ise, en azından Genel Başkanı’nın dünkü konuşmalarına bakıldığında, hem terör dönemini sona erdirmenin şanı ve şerefini AKP’ye bırakmamak, hem de halkın yaygın iradesinin tersine tavır almamak konusunda tereddütte.

CHP’nin temsil ettiği kesim, zaman zaman şeriat ve bölünme konularında korkutulsa da terörün “son teröristi öldürünceye kadar devam” politikasıyla sona ermeyeceğini gören kesim.

Aslında demokratik açılımın karşısında AKP’nin içindeki üçüncü bir unsur daha var. O da AKP’nin demokrasi “ruhu” ile olan ilişkisinin zayıflığı. Bunu, dün İçişleri Bakanı ile yaptığı görüşmeden sonra DSP Genel Başkanı Masum Türker çok açık ifade etti. Üniversite harçlarına zam yapılmasını protesto eden öğrenciler Başbakan’ın ağzından ağır şekilde suçlanırken, bu gençler sokaklarda kıyasıya dövülürken AKP - demokrasi ilişkisinin açıklığına güvenmek kolay değildir.

***


AKP sözcüleri ve Başbakan sürekli olarak “demokratik açılım” diyorlar. Eğer bundan Kürt açılımını da içeren daha büyük bir değişimi anlıyorlarsa, “demokratik açılım”ı hayatın tüm alanlarında göstermek durumundadırlar. Bu da önemli bir cesaret gerektiriyor ve o cesaret ancak altında gerçek bir demokratik ruh varsa kalıcı olabilir.

Şu anda ülkemizin içine girdiği, kolay ve rahat geçecek bir süreç değildir. Ama tekrar ettiğimiz gibi, meseleye önce “kan dursun mu durmasın mı” sorusuna cevap vererek bakmak hayatımızı biraz kolaylaştırabilir.

Herhalde MHP “durmasın” dediğinde, CHP de “dursun ama” dediğinde, aldıkları sorumluluğun da farkındadırlar.

DİĞER YENİ YAZILAR