Kaos budur

Haberin Devamı

Türbanla ilgili tartışmalar sürerken “kaos olur” denildiğinde Başbakan çok kızmıştı. Ama denildiği gibi oldu.
YÖK Başkanı, anayasa değişikliğinin türbanlı öğrencilerin üniversitelere girmesi için yeterli olduğunu ilan etti. Bu talimata bazı üniversiteler uydu, çoğu uymadı. Uymayan üniversite yöneticileri YÖK kanununda da değişiklik yapılması gerektiğini savunuyor.
Buna karşılık AKP, YÖK kanununda konuya açıklık getiren bir değişiklik yapmak niyetinde değil. Çünkü o değişiklik türban serbestliğinin sadece üniversitelere özgü olarak kalması için bir karine olabilir ve getireceği açık sınırlama tam serbestlik isteyenlerin tepkisine yol açabilir. Kaos budur.
Başbakan, kuvvetler ayrılığı gibi bazı kavramlardan herkesin anladığını anlamıyor, başka bir şey anlıyor. Kaos kavramından da başka bir şey anlıyor olabilir. Ama o ne anlarsa anlasın, şu anda üniversitelerde türban konusunda kaos vardır.

***


Bu kaos daha da büyüyebilir. Çünkü dün gelen haberlere göre bazı ortaöğretim kurumlarında da türban serbestliği “geniş şekilde” anlaşılmış ve türbanlı kız çocukları okullara girmiştir.
Türban yasağını uygulamaya devam eden bazı üniversitelerin kapısına türbanlı kızlar kalabalık olarak toplanıp içeri girmeye çalışırsa ne olacak? Hiçbir öğretim üyesi, polis çağırarak ya da zora başvurarak bunu engellemek istemez. İşte kaos budur.
Türbanlı öğrencileri içeri alan üniversitelerde bu uygulamayı protesto gösterileri yapılırsa, üniversiteye türbanı alan okullarda ise lehte gösteriler yapılırsa... Kaos budur.
Bu durum, demokratik ilkelere uygun bir tartışma düzeni değildir; yaşananlar, siyasi iktidarın dayatması ve ona karşı sivil direniştir.
Türbanlıların derse girdiği bazı okullarda karara karşı olan bazı öğretim üyeleri derslikleri terk ederse... Kaos budur.

***


Ülkenin çoğunluğu türban sorunun halledilmesini, bir siyasi ve toplumsal çatışma alanı olmaktan çıkarılarak halledilmesini istiyordu. Bu yönde toplumdan farklı öneriler gelmişti. Önerilerin önemli bölümü “toplumsal uzlaşma” kavramına uygun davranılması, herhangi bir dayatmaya gidilmemesi ve “siyasi-dini simge” meselesinin dışına çıkılması yönündeydi.
Başbakan bunlara kulak asmadı. İktidar sahiplerinin kaçamadığı “ben yaparım olur” ruhuyla hareket etti. Ve kaos başladı.

DİĞER YENİ YAZILAR