Son yıllarda sürekli olarak bazı kişilerin adları ve icraatları konuşuluyor. Bunların ortak özelliği, kendilerini kanunların üzerinde, toplumun genel değerlerinin üstünde görmeleridir. Söz konusu kişilerin iş hayatları da, özel hayatları da bu duyguları doğrultusunda şekillenmiştir.
* Her hareketlerinin, her davranışlarının arkasında "ben ne yaparsam yapayım bana bir şey olmaz" inancı bulunmaktadır.
Bu kişilerden bazıları sembol isimler olmuştur. Yeraltı dünyasından Alaattin Çakıcı, Sedat Peker, iş dünyasından Cem Uzan, sanat dünyasından İbrahim Tatlıses, bu "ruh hali"nin sembol isimleri olarak hep gündemdedir.
Elbette aynı "ruh hali" içinde olan başka kişiler de vardır, ancak en çok saydıklarımızın adları duyulmakta, yaptıkları her şey haber olmakta ve konuşulmaktadır.
* Bir toplum içinde yaşayan insanların o toplumu birarada tutan yazılı ve yazılı olmayan yasalara uymaları zorunludur. Yazılı olmayan yasalar da "etik" kelimesiyle ifade edilir.
* Zor durumdaki bir işyerini pazarlık yaparak satın almak yasalara da uygundur iş eriğine de ama bu işyerine tehditle ve zorla el koymak hiçbirine uygun değildir.
Yapılacak ilk iş
Bu tür işleri ve faaliyetleri olanlar cezasız kaldıkça da toplumun bir kesiminde "helal olsun" duygusu gelişmeye başlar.
* Bunun arkasından gelen, yasalara, yargıya ve toplumu yönetenlere tam güvensizliktir.
Sembol isimlerin dördünü yan yana koyduğumuz zaman önemli bir toplumsal "portre" ortaya çıkıyor.
Bu "portre"nin bir ucunda, en tepesinde "verdiysem ben verdim ne olmuş" mantığı vardır. Bu söz Süleyman Demirel tarafından "etik olmayan" bir işin savunulması amacıyla kullanılmıştır. Aynı uçta Turgut Özal'ın "Anayasa bir defa delinirse bir şey olmaz" sözü de bulunmaktadır.
* "Ben güçlüyüm, durum gerektirdiği zaman yasalara ve etik kurallara uymam" şeklindeki "ruh hali" nin bir ucunda toplumun en tepesindeki kişiler varsa diğer ucunda da kırmızı ışıkta durmayıp geçen bütün şoförler vardır. Komşunun bahçesinden bir metre çalmak için silah çeken insanlar vardır.
* "Ben yaparım kardeşim, gücün varsa engelle" sisteminin tümüyle yok edilmesinin yolları bellidir.
Ve bu yolların en başında da kendilerini kanunların üzerinde görenlerin devletteki bağlantı ve etkilerinin kesilmesi gelmektedir.
Kanunların üzerindeki kişiler
Son yıllarda sürekli olarak bazı kişilerin adları ve icraatları konuşuluyor. Bunların ortak özelliği, kendilerini kanunların üzerinde, toplumun genel değerlerinin üstünde görmeleridir. Söz konusu kişilerin iş hayatları da, özel hayatları da bu duyguları doğrultusunda şekillenmiştir
Haberin Devamı

