AKP Hükümeti giderek daha fazla "iktidar gücü"nün farkına varıyor. Her sıkıntılı durumda, Meclis çoğunluğuna dayanarak bir "çözüm" buluyor.
* Bağımsız kurullardan hangisiyle sorun varsa, hepsi "uygun" şekillerde halledildi.
* Hükümet ile "uyum"da kararlı olan kurullar ise işlerine devam ediyor.
"Kanun benim" mantığının parlamenter demokraside ya da herhangi bir demokraside geçerliliği yoktur. Sistem başkanlık sistemi olsa bile başkan hiçbir zaman "padişah" değildir.
Amerikan siyasetinde Başkan'ın her istediğini yapması söz konusu değildir. Fransız sisteminde de Cumhurbaşkanı en yetkili olduğu konularda bile sürekli uzlaşma arayarak yönetmek zorundadır.
Medyadan şikâyet var ve Avrupa Birliği için demokratik bir basın kanunu çıkarılmış, sorunu çözmek için TCK'ya gerekli maddeler ekleniverir...
RTÜK'ten, TRT'den şikâyet var, kanunu değiştirirsiniz olur biter...
TÜBİTAK'ta AKP'ye yakın insanlar yönetime gelmekte zorlanıyor, kanunu değiştirirsiniz sorun çözülür...
YÖK ile üniversiteye girişte katsayı konusunda anlaşmazlık var, kanunu değiştirir YÖK'ün elinden yetkiyi alırsınız, iş biter...
Meclis çalışmalarında bazen istenen sürat sağlanamıyor, muhalefet bazı konularda engel çıkarabiliyor, onun da kolayı var, Meclis iç tüzüğünü değiştirirsiniz, çalışmaların tümünü istediğiniz gibi yönetirsiniz...
Çıkmaz sokak...
"Kanun benim" sistemi bir tür padişahlık sistemidir. Padişah'ın herhangi bir kişi ya da kurumla uzlaşma aramasına gerek yoktur. Ağzından çıkan kanun olur, her şey onun istediği gibi yapılır.
* Cumhurbaşkanı Sezer'in geri çevirdiği yasaların iade gerekçelerini bile tartışmaksızın, hiçbir değişiklik yapılmadan aynen Meclis'ten geçirilip Çankaya'ya gönderilmesi de aynı mantığın uygulamalarından biridir.
* Sezer, geri çevirdiği her yasa için ayrıntılı bir hukuki gerekçe yazıyor. Ancak AKP bunları hiçbir zaman tartışmaya açmıyor, bu gerekçelere karşı gerekçeler ileri sürmüyor; karşı görüşler bile açıklanmadan istenilen yasa değişikliği yapılıyor.
* "Kanun benim" sistemi bir kez oturmaya başladı mı, bütün sınırlar ortadan kalkıverir. Padişah emreder, tebaa yerine getirir, aksine davranan görevden alınır, yerine söz dinleyeceği garantili olan biri getirilir.
Adnan Menderes bu gücü kullandıkça coşmuş ve aslında o yönde bir siyasi eğilimi olmamasına rağmen "Siz isterseniz Hilafeti bile getirirsiniz" deyivermişti.
* Siyasi iktidar güç demektir, ama bu gücün sınırsız kullanılması sadece mutlakiyetçi düzenlerde söz konusu olabilir.
Meclis tatile girerken bunları düşünmek gerekiyor.
Kanun kimdir?
AKP Hükümeti giderek daha fazla "iktidar gücü"nün farkına varıyor. Her sıkıntılı durumda, Meclis çoğunluğuna dayanarak bir "çözüm" buluyor
Haberin Devamı

